MAKALELER

Beynimiz Bize Oyun Mu Oynuyor?

Beynimiz Bize Oyun Mu Oynuyor?

Günlük yaşamda aklımıza takılan ve yinelenen düşüncelerimiz olur. Kendimizi tekrar tekrar o düşüncelerle boğuşurken bulabiliriz. İstemesek de bu düşünceler ısrarla gelebilir ve bizi yorabilir. Artık baş edemediğimizi fark ettiğimizde şu soruyu sorarız; “Acaba ben takıntılı mıyım?”.

Çok ciddi düzeyde yaşamı ve ilişkilerimizi kabusa çeviren takıntılar vardır. Fakat her düşünceye de takıntı demek ve hasta psikolojisine girmek de doğru değildir. Peki neler takıntıdır ve hastalık düzeyindedir, neler hastalık değildir ve normaldir ?

 

Psikoloji literatüründe takıntı; obsesyon ve kompulsiyon olarak tanımlanır. Kısaca, “OBSESYON”; sık sık zihninizi meşgul eden, istenmeyen ve rahatsız edici  düşünce , görüntü ve dürtülerdir. Bunlar, sanki isteğiniz dışında oluşuyor gibi görünebilir. Sizi zorlayabilir, itici gelebilir, onları anlamsız kabul edebilirsiniz ve hatta kişiliğinize de uymayabilir.

 

Bir diğer kavram  “KOMPULSİYON” ise, anlamsız veya aşırı olarak kabul etmenize rağmen kendinizi o davranışı yaparken bulabilirsiniz. Bazen bunları yapmamak için çaba gösterebilirsiz, fakat bu oldukça zorlayıcı olur. Bu anlamsız davranış tamamlanıncaya kadar kendinizi huzursuz hissedebilirsiniz.

 

Obsesyon ve kompulsiyonlarla ilgili örnek cümleler aşağıdakiler olabilir.

-“Çocuğuma zarar verebilirim, aklıma gelen bu nahoş şeyi yapabilirim, kötü bir hastalığa yakalanabilirim, ya çocuğumun veya eşimin başına bir şey gelirse!..”

( hiçbir zaman yapmayacağınız halde bu düşünce zihninizi meşgul eder, obsesyona örnektir.)

 

-“Ocağı kapattım mı, ütünün fişini çektim mi, ellerim yeterince temiz mi?..”

(evden ayrılmadan önce sık sık muslukların, kapıların ve elektronik aletlerin kontrol edilmesi, eşin/çocuğun tekrar tekrar aranması ve kontrol edilmesi, kompulsiyona örnektir.)

 

Eğer sizin de hayatınızda çıkmaza girmenize neden olan bu obsesyonlar ve kompulsiyonlar varsa , kendinizi çaresiz, köşeye sıkışmış ve anlaşılmamış hissediyorsanız ve zaman içerisinde yalnızlaşıp, kendi içinizde dahi bir çatışmaya giriyorsanız, lütfen  kendinizi daha fazla ihmal etmeyin .

Şimdiye kadar sizi zorlayan bu düşünceler ve duygularla baş edebilmek için, o andaki geçici huzuru yakalayabilmek için, sizi her defasında içine çeken bir girdabın içine girdiniz ve bu hastalığı beslediniz. Peki, artık bu kısır döngüye bir son verme zamanı gelmedi mi.

Alacağınız terapilerle ve psikolojik destekle bu mümkün . Şimdi terazinin bir kesesine bu davranışların size hangi bedelleri ödettiğini  ve böyle davranıyor olmanızın size neler kaybettirdiğini zihninizden geçirin ve bunları terazinin  kesesine koyun.

Daha sonra, bu hastalığın hayatınızdan çıktığını düşünün ve hayatınızda neler değiştiğini ve kazandığınızı da zihninizden geçirin, hayal edin ve bunları da terazinin diğer kesesine koyun. Ve şimdi, şu an bir karar verin. Eğer bu hastalıktan kurtulmak ve daha rahat, sağlıklı bir hayat geçirmek  istiyorsanız . Bizler sizin için yardıma hazırız.

Psk. Merve Özcan

© 2014 Bahar Psikoloji Danışmanlık, Eğitim ve Yayıncılık A.Ş.