MAKALELER

Bir Hastalıklı Kıskançlık Modeli Olarak “Othello Sendromu”

Bir Hastalıklı Kıskançlık Modeli Olarak “Othello Sendromu”

Neden kıskançlık aşk kadar gerekli olsun?

Bir hastalıklı kıskançlık modeli olarak “Othello sendromu”

Othello sendromu; ismini Shakespeare’in Othello isimli eserinden almaktadır.

“Eserde Othello isimli kahramanımız Desdemona isimli bayan aşık olur. Desdemona’nın babası evlenmelerine mâni olmak ister lâkin Othello ile Desdemona evlenirler. Othello’nun Casio ve İago isimli iki dostu vardır. Desdemona Othello’nun kendisine hediye etmiş olduğu mendili kaybeder. Bu mendili ele geçiren İago akıllıca bir plan kurar. Mendili Casio’da gören Othello Casio ile Desdemona’nın birlikte olduklarını düşünür. Aslında öyle bir durum söz konusu değil bu tamamen İago’nun oyunudur. Kıskançlık krizlerine dayanamayan Othello önce Casio’yu sonra da eşi Desdemona’yı öldürür. Fakat Casio’nın ölmediği sadece yaralandığı haberi duyulur ve tabi bu haberle beraber İago’nun da yalanları ortaya çıkar. Tüm bunların İago’nun  oyunları olduğunu öğrenen Othello vicdan azabına dayanamayarak kendisini öldürür. İago da idâma mahkûm edilir.”

Eserde de işlenildiği gibi Othello sendromu bir sanrısal bozukluk, patolojik kıskançlıktır. Bu sendromu yaşayan kişi sürekli olarak aldatıldığını düşünür. Aldatılmaya ilişkin delüzyonların hâkim olduğu bir durumdur.

Bu sendromda olan kişi tipik olarak tekrar tekrar partnerinin/eşini/sevgilisini önemsiz ya da hiçbir etkisi olmayan deliller bularak güvenilmez olmakla suçlar. Bu paranoid düşüncede obsesyonel (takıntı) boyutuna varacak kadar ısrar eder. Bir başka ifadeyle; aldatılmaya dair delüzyonlar, aşırı derecede obsesyonlar şeklinde kendisini gösterir.

Kıskançlık nasıl bir sendroma dönüşür?

Cobb (1979) bu konu hakkında; “bu hastalıklı kıskançlık cinsel fonksiyonlarda düşüşe cevaben ortaya çıkar” demiştir. Bir diğer deyişle; eşine karşı bu anlamda kendisini eksik hisseden birey; eşini kaybetme korkusuna kapılır sonuçta bu kıskançlıklara sahip olarak içinde bulunan kaybetme korkusuna üstün gelmeye çalışır. Kişi bu kaybetme tehlikesiyle başa çıkamadığı takdirde benlik saygısına zarar vermeye başlayan bu kıskançlığın sebebini yok etmek ister. Bu sebeple Ya benimsin ya toprağın..! düşüncesiyle durumu partnerini/eşini öldürmeye kadar vardırabilir.

Mullen (1990) bu patolojik kıskançlığın 4 şekilde ortaya çıkabileceğini öne sürer:

  1. Altta yatan herhangi bir mental rahatsızlık kıskançlıktan önce ya da kıskançlıkla ortaya çıkabilir.
  2. Altta yatan rahatsızlığın özellikleri kıskançlıkla aynı zamanda görünebilir.
  3. Patolojik kıskançlığın gidişatı altta yaran bir rahatsızlıkla ilişkili olabilir.
  4. Kıskançlığın gerçekte bir temeli yoktur. (Sanrısaldır)

Othello sendromu deyip geçmemek lâzım, zira Prof. Nevzat Tarhan’da bu sendromun boşanmalara cinayetlere yol açabileceğini belirtmiştir. Bu sendromu aşmak için de medikososyal yöntemler önerilmektedir. Bu sendroma sahip bir birey ilaç tedavisinin yanı sıra terapötik süreçlerle bir tedavi planını izleyerek bu sendromun üstesinden gelmeye çalışabilir.

KISKANÇLIK HASETTEN FARKLIDIR!

Kıskançlık; mutluluk, öfke gibi bir duygudur. Sosyal hayatınıza zarar vermediği sürece ve sizi pozitif yönde motive ettiği boyutta tehlikeli değildir. Haset “bende yoksa, onda da olmasın” fikrini içeren bir duygudur. Kıskançlık “sahip olduğunuz bir şeyi kaybetme korkusu” fikrini içerir. Bu bakımdan kıskançlık aşırıya kaçmadan hayatî bir duygudur, koruma içgüdüsünü pekiştirir. Haset, semavî dinlerde yasaklanmış ve tasvip edilmeyen bir duygudur. Kıskançlık hayatî bakımdan masum görünse de aşırılığa kaçma durumunda bu tür sendromlar görülebilir. Böyle durumlarda yardım almak için bir psikoloğa başvurabilirsiniz.

Psk. Ayşe Kaya Göktepe

© 2014 Bahar Psikoloji Danışmanlık, Eğitim ve Yayıncılık A.Ş.