MAKALELER

Boşanma Süreci

Boşanma Süreci

Her birimiz evlilik öncesi yaşadığımız tatlı telaşlarımızı, hayallerimizi düşündüğümüzde elbette ki boşanmanın tek bir harfi bile aklımızın ucundan geçmemiştir. Güzel günlerinin hayalini kurar ve evliliğe de bu duygularla başlarız. Ancak baktığımızda ülkemizde her beş evlilikten birinin boşanmayla sonlandığını görmekteyiz.

 

Tabi ki bu mekanik tanımlarımız gibi gerçekleşmeyen boşanma kararının alınma sürecinde çiftler; öfke, güvensizlik, kendini suçlama gibi birçok duygunun ağırlığıyla ciddi bir zorlanmayla karşılaşabilmektedir. Her bir aşamasında önemli olan psikolojik destek süreci bazen evlilik birlikteliğini kurtarabildiği gibi, bazen de boşanma süreci ve sonrasına ilişkin sağlıklı kararlar alınmasında önemli roller oynamaktadır. Boşanma öncesi, sırası ve sonrasını biraz daha açıklayacak olursak;

 

Boşanma öncesi süreç evlilik birlikteliği açısından belki de en önemli dönemdir. Henüz hiçbir şeyin bitmediği, tarafların zihnindeki “acaba yanlış bir karar mı alıyorum, bu şekilde devam ettirmemiz çok mu zor, bencillik mi ediyorum” gibi soruların sıkça sorulmaya başlandığı bir dönemdir. Genellikle evlilik birlikteliğinin sarsıldığını düşünen (ki genellikle kadınlardır) kişinin başvurusuyla birlikte, evlilik birlikteliğinin yeniden değerlendirilmesi, yapılandırılması gibi profesyonel, işbirliğine dayalı bir müdahaleyi içermektedir.

 

Boşanma sürecine baktığımızda, en çalkantılı ve psikolojik yıpranmaların en fazla olduğu dönem, boşanma sırasındaki dönemdir. Zor olan karar için yasal başvurular yapılmış, bir kısım evliliklerde ayrı yaşanmaya başlanmış ve zor olan “boşanmak istiyorum” sürecine girilmiştir. Maddi beklentilerin ve hesapların yapıldığı, tüm yaşanmışlıkların hesabının sorulmaya başlandığı ve bazen de öç alma noktasına gelen durumları da görebilmekteyiz burada. Özellikle de çocuklar, taraflar için bir silah olarak görülüp, iki birey arasındaki hesaplaşmanın kurbanı olabilmektedir. Bu dönemde çocukların örselenmesine mahal vermeden, yaşanılan sıkıntının, anlaşmazlığın karı-koca arasında olduğu unutulmamalıdır.

 

Boşanma sonrasında ise, ilk akla gelen, bu kadar zor süreçlerden sonra büyük bir rahatlık hissinin oluşacağı olsa da her zaman bu şekilde olmadığını görmekteyiz. Maddi kaygılar, yeni bir yaşam ve sosyal çevre, varsa çocuktan ayrı yaşamak ya da tek başına büyütmenin getirdiği zorluklar gibi birçok faktör belli bir dönem de olsa zorlanmalara sebep olabilmektedir. Çocuklar açısından atlanmaması gereken bir diğer nokta da, şahsi ilişkinin kurulmasına dikkat edilmesidir. Çocuk, velayeti altında olmadığı ebeveyniyle görüşmeli ve sürecin mağduru olmamalıdır.

 

Unutulmaması gereken nokta, hiçbir boşanma hayatın sonu olmadığı gibi, daha kötü bir sürecin de başlangıcı değildir. Ancak hayatımızın her döneminde olduğu gibi, yolunda gitmeyen bir evlilikte de yapılacak bir şeylerin olduğunu, alınacak bir psikolojik destekle sürecin daha kısa ve sağlıklı bir şekilde atlatılabileceği göz ardı edilmemelidir.

Psk. Erdoğan Bulut

© 2014 Bahar Psikoloji Danışmanlık, Eğitim ve Yayıncılık A.Ş.