MAKALELER

Çocuklarda Öfke Problemi Üzerine Yrd.Doç.Dr. Nüket İşiten İle Konuştuk

Çocuklarda Öfke Problemi Üzerine Yrd.Doç.Dr. Nüket İşiten İle Konuştuk

Ailelerin yakındığı başlıca problemlerden biri olan öfke problemi çocuğun yaşantısına da ciddi oranda etki etmekte ve ailenin sağlıklı yaşam kalitesini düşürmektedir. Çocukta öfke patlamaları, öfkeyi kontrol edememek gibi problemler sebebiyle kliniklere baş vuran ebeveynlerin sayısı artmış durumda. Bu konuda, Çocuk Psikiyatri alanında saygın isimlerden biri olan Yrd. Doç. Dr. Nüket İşiten ile çok faydalı bir sohbet gerçekleştirdik.

Nüket İşiten, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra; Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesinde Yetişkin Psikiyatri Uzmanlığını aldı. Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Ana Bilim Dalında Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi üst ihtisasını tamamladı. 1998 yılından 2011 yılına dek Sami Ulus Çocuk Hastanesi Çocuk Psikiyatrisi Kliniğini yönetti. Etik kurul üyeliği yaptı. Halen, Arel Üniversitesinde Klinik Psikoloji Yüksek Lisans öğrencilerine “Psikodrama” dersleri vermeye devam etmektedir. Tanı Terapi Enstitüsü’nde hasta görmeye devam etmektedir.

SADECE PSİKOLOJİ: Çocuklarda öfke davranışının görülme sebepleri nelerdir?

YRD. DOÇ. DR. NÜKET İŞİTEN: Öfke öncelikli olarak öğrenilebilen bir konu. İlk olarak çocuğun önünde rol model birisi olabilir. Çocuk öfkeyi duygu ifadesi, iletişim biçimi, ödül ya da ceza olarak algılayıp bir şekilde öfkeyi model olarak görüp uygulamaya başlar. Dolayısıyla da çocukta öfkeli davranış görüyorsak dönüp aileye bakmak gerekir. Ailedeki dinamiklerinin nasıl olduğunu anlamak öfkenin neden kaynaklandığını bulmaya yardımcı olacaktır. Anne ve babanın iletişim şekli, anne babanın kişilik özellikleri, onların öfkeyi dışa vurum şekilleri, duygu düşünce ekspresyonları nasıldır diye aileye bakmak gerekiyor. Eğer orada bir takım ipuçları bulursak onların üzerine gider onlarla çalışırız. Yine okul çağı çocuklarında öfke bazen arkadaşlarla rekabet olduğu zaman ortaya çıkabiliyor. Öfke, arkadaşı gibi olma, ona öykünme, imrenme vs. gibi durumların birere dışavurumu olarak da görülebilir. Çocuk öfke davranışını ne için, ne olduğunda, nasıl ortaya koyuyor, bütün bunların dikkatle incelenmesi gerekir. Öfke, öğrenilmiş bir davranış olabilir. Aynı zamanda bir amaca hizmet ediyor da olabilir. Dinamiğe bakıp orayı doğru okumak ve ona göre müdahale etmek lazım. Biz psikiyatristler, bu öfkeli bir çocuk hadi buna hemen ilaç verelim demeyiz. İlaç verilmesi gereken öfkeler de vardır. Bizlerin ilaç yazdığı öfkeli çocuklarda genelde öfke kontrolünde zorluk, dürtü kontrolünde zorluk görülmekte.

SADECE PSİKOLOJİ: Öfke problemlerinin birlikte görüldüğü bozukluklar hangileridir?

YRD. DOÇ. DR. NÜKET İŞİTEN: Öfkeli çocuk dediğimizde aklımıza Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğunun dürtüsel tipi olan çocuklar gelir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, öfkenin en yaygın sebeplerinden birisidir. Orada beynin gelişimsel bir sorunu söz konusudur. Özellikle beynin ön bölgesi dediğimiz alın bölgesinde olgunlaşma süreci biraz yavaş ve geriden gider. Çocuğun takvim yaşı sekizdir fakat buradaki işlemi yapabilecek seviye, bilişsel düzey, dikkat merkezi ya da hareketi kontrol eden merkez bir iki yıl geriden gelir. Bu bir zeka sorunu değildir. Bu tamamen beynin gelişimsel bir problemidir. Hem çocuk dikkatini veremiyor ve sürdüremiyordur hem de hareketlerini kontrol becerisi yaşına uygun değildir. Birisi sataştığında hemen küçük bir çocuk gibi genel bir dürtüsel cevap verir. Bir de limbik sistem dediğimiz beynin bir başka bölgesi dürtüleri kontrol eden bölgedir. Orada yine gelişimsel bir problem olduğunda çocuk; dürtü kontrolü olmadan, sonucunu düşünmeden hareket eder. Ben arkadaşımı merdivenlerden itersem zarar gelir, bu lafı edersem kırılıverir demeden yapar yapacağını. Burada da Dürtü Kontrol Bozukluğu dediğimiz tablo söz konusudur. Bu gruptaki çocuklara nörolojik ilaçların devreye girdiği bir ilaç tedavisi yapılır. Bu gruptaki çocukların öfke kontrolünde zorlanmalar olur. Ayrıca bizim davranım bozukluğu dediğimiz davranış bozuklukları silsilesi olan bir grup daha vardır. Davranım bozukluğu olan çocukların ilaçsız tedavi olma şansı neredeyse sıfırdır. Mutlaka ilaçla beraber görülmeleri gerekir. Bu çocuklara bir takım psikiyatrik ilaçlar verdiğimiz gibi nörolojinin kullandığı bir takım sara ilaçları da başlayabiliyoruz. Dürtü kontrolü için ciddi bir ilaç tedavisi devreye girmiş olur. Önünde bir model olma ihtimalini değerlendiririz, ifade biçimi haline gelmiş olma durumunu değerlendiririz ama ciddi manada rahatsızlık belirtileri oluşmuşsa ilaçsız olmaz. Tabi ki ilaçlar da tek başlarına yeterli değil. İlaçla birlikte bireysel davranışları söndürmeye yönelik bir yaklaşımlar da gerekir. Mutlaka tabloyu doğru okumak lazım. Aile içindeki ilişkilere, iletişim niteliklerine bakmak gerekiyor.

Biraz daha açacak olursak mesela öfkeli bir baba çıkabilir karşımıza. Karşımıza işinden, ekonomik sorunundan, karşılıklı iletişim problemlerinden, cinsel sorunlarından yakınan ebeveynler varsa bu durumların çocuğa yansıtılması küçük manipülasyonlarla düzeltilebilir. Yine anneye baktığımızda genelde babadan anneye, anneden de çocuklarına yönelen bir öfke dışa vurumu görürüz. Annelere eşinizle konuşabiliyor musunuz, diye sorarım genellikler. Cevap yok hiç konuşamıyoruz olur ya da evet konuşurum der. Eşiniz sizi anlıyor mu, diye sorduğumda ise, dinler de anlamaz, diye cevaplar duyarım. Annede öfke var mı, annenin depresyonu var mı, annenin kaygısı var mı, diye bakmak gereklidir. Eğer annede bunlardan biri varsa bunlar çocuğa olduğu gibi yansır. Çocuklar annenin aynası gibidir. Evde yaşanan şeyi, annenin kaygısını, annenin depresyonunu biz çocuğun üzerinde çok açık bir şekilde görürüz.

Çocuklar, olduğu gibi evde ne olup bittiğini anlayabilir. Çocukların alıcıları son derece açıktır. Biz çocuklarda davranış problemleri gördüğümüzde hemen davranım bozukluğu, kaygı bozukluğu gibi teşhisler koymayız. Genellikle okul çağı çocuklarının davranış problemlerinin altından depresyon çıkar. Çocukların depresyonu, biz yetişkinler gibi, elem, keder, gelecekten beklentisizlik, ölüm, intihar düşünceleri gibi göstermez kendini. Okul çağındaki depresyon, kendini daha çok davranış bozukluklarıyla gösterir. Bir çocuk davranış bozukluğu ile geldiğinde acaba böyle olmasının sebebi ne diye önce sebebe bakarız. Eğer müdahale etmemiz gereken bir şey varsa ona göre müdahale ederiz. Aileye müdahale ederiz gerekirse. Bazen öfke problemi ile gelen çocuğa depresyon ilacı veririz. Hiç belli olmaz. Bazen dönüp anne ve babaya şunu yapın şunu yapmayın deriz. Anne ve babalar; biz çocuğu getirdik ama biz hatalıymışız deyip giderler. Gerçekten de sorun onlardadır. Onların iletişim dilidir problem. Biz de ona yönelik önerilerde bulunuruz.

Arkadaşlarla rekabet dedik az önce. Orada öfke, özenilen arkadaşın eşyalarına zarar vermek, sataşmak gibi görülebiliyor. Doğal olarak karşıdaki de tepki verince öfkesini olduğu gibi kusabiliyorlar. Okullarda akran zorbalığı olarak ifade edilen bir durum var. Güçsüz olan çocuğun elinden eşyalarını almak gibi bir takım şeyler uzun süre devam eder bu durumlarda. Bu durumun sonucunda ise öfkeli kızgın bir çocuk çıkar ortaya. Çocuk dikkatli bir şekilde gözlendiğinde bir bakarsınız ki akran zorbalığına maruz kalmış. Ona göre müdahale etmek gerekir.

SADECE PSİKOLOJİ: Aileler ilaç kullanımına pek yanaşmıyor. Bu konuda neler söylersiniz?

YRD. DOÇ. DR. NÜKET İŞİTEN: Bu konuda aileleri anlamak gerekir. Gözünüzden sakındığınız çocuğunuza birisi diyor ki, şu ilacı içsin. Aileler inanmıyorsa ikna olmamışsa o ilacı vermez. İnsan çocuğuna antibiyotik verirken, ağrı kesici verirken bile korka korka veriyor. Bu ailenin çocuğuna verdiği özendir. Bu konuda çok haklılar. Bu noktada bizler beyin haritalamasını yani beynin yaşına göre normal çalışan ya da yaşına göre yavaş çalışan alanları gösterdiğimizde bunu biyolojik bir kanıta dayandırırız. Bazen aileler ne var ki azıcık yaramaz diyebiliyor. Babalar, hep anası bunu böyle yaptı, şeklinde suçlamalarda bulunuyor. Fakat biz önüne biyolojik kanıtları koyunca ikna oluyorlar. Bunun ihmal edilecek bir durum olmadığını görüyorlar. Bu noktada kar zarar hesabı yapmak lazım. Ebeveynler, kendilerine; durum bu şekilde ilerlerse nerelere gider, sorusunu sormalı. O zaman aileler dürtüyü kontrol eden beyin alanlarını biraz uyarmak gerektiğini fark eder. Tedavi olsun ki yaşından eksik olan şeyi kompanse edebilsin. Çocuk normal aklının, zekasının karşılığı olan bir okul başarısı ya da akran ilişkisi yaşayabilsin. Aile bunu fark edince ilaç kullanma konusunda çekinceleri azalıyor. Meslek profesyonellerinin gerek biz hekimlerin gerek psikologların kurduğu güvene dayalı ilişki oldukça önemlidir. Güven verici bir ilişki kurmak lazım. Ailelerin sorduğu sorulara açık, net, doğru cevaplar vermek, kullanılan terminolojiye bile özen göstermek önemli. İkna olduktan sonra kovalasanız gitmiyor aileler. Aileler, biz bu insanla işbirliği yaptığımızda çocuğumuz için gerçekten iyi bir şey olacak, diyebiliyor. Aile ikna olduktan sonra onlara gelmeyin deseniz de iki üç ayda bir gelmek istiyor. Çocuğun bir sorunu bitiyor daha sonra başka bir sorun için gelebiliyorlar. Güvendiği insanı tekrar buluyor. Yerinizden ayrılsanız bile sizi takip ediyorlar.

SADECE PSİKOLOJİ: Öfke problemi olan çocuklara nasıl yaklaşmak gerekir?

YRD. DOÇ. DR. NÜKET İŞİTEN: Öfkeyi anlamalı ve onun altında yatan sebebi iyi okumak lazım. Aileler aceleci olmamalıdır. Biraz sabır gerekli. Çocuktaki belirtileri üstün körü görmezden gelmeye kalkışmamalılar. Herkeste olur, dayısı da böyleydi vs. dememek lazım. Evet bazı şeyler aileden gelir ama onun altında yatan sebep eğer çocuğun depresyonuysa, o depresyonu doğru görmek gerek. Üzerine gidip haksız cezalar ya da ağır kurallar uygulayıp çocuğun kişiliğini baskılamaya gerek yok. Çocuktur deyip görmezden gelip bir patolojinin iyice yerleşmesine izin vermek de yanlış. Doktor doktor gezip o ne dedi, bu ne dedi diye her yere koşmamalı aileler. Doğru düzgün araştırıp gerçekten emin oldukları birisine gitsinler. Orada test, tetkik değerlendirme yaptırabilirler. Her şeyin ölçümlenip göz önüne konabileceği testi geliştirilmiş durumda. Bunları yaptırtıp rastgele yerlerde oyalanmadan yardım almalılar. İkna olmakta zorlanıyorlarsa belki bir ikinci doktora daha gidilebilir. Ama üç, dört, beş ayrı kişiyi dolaşmalarına gerek yok. Önce araştırsınlar. Oraya gitsinler. Kafalarına yatmadığında bir alternatifi daha deneyebilirler. Çocuklara yapılan tetkikte çocuğa zarar verecek bir şey yok. Tetkikler de aileleri endişelendiriyor. Mesela aileler ilaç vermeye ikna olmadığı için yıllardır Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite ile yaşamak zorunda kalan çocuklar var. DEHB ölümcül bir hastalık değildir. Adamı öldürmez ama süründürür. Okulda gereken performansı DEHB yüzünden gösteremeyen çocuk okuldan soğur, eğitimden soğur. Çalışıyorum çalışıyorum yapamıyorum, der ve okuldan uzaklaşır. Einstein’ın hikayesini bilirsiniz. Elektriği, bulan dehayı zeka geriliği var diye özel eğitime gönderirler. Daha sonra annesine, çocuğunuzun okuldan alacak hiçbir şeyi yoktur, diye mektup gelir. Anne ise çocuk Einstein’a, sizin çocuğunuz çok akıllı, çok zeki bu okuldan alacak bir şeyi yoktur, diye okur mektubu. Bunun üzerine Einstein, evet ben çok iyiyim der. Belki de bu motivasyonla elektriği icat eder. Anneler çocukların hayatında çok önemlidir. Einstein okuldan kopmamış ve bir dahi çıkmış ortaya. Kim bilir belki aralarından ne dâhiler çıkacaktır çocuklarımızın. DEHB çocukların hak ettiği yere gelmesini geciktiren bir süreç. Herkesin Einstein kadar yüksek IQ’su olmayabilir. Fakat dikkatli bir gözle bakılmadığı için eğitimin içerisinde ihmal edilip yeteneği kaybolan kim bilir kaç çocuk vardır.

Psk. Seda Nur Bilici

© 2014 Bahar Psikoloji Danışmanlık, Eğitim ve Yayıncılık A.Ş.