MAKALELER

Çocuklarda Travma

Çocuklarda Travma

Psikolog Banu Yaşar ile Çocuklarda Travma Üzerine Röportaj Yaptık

Travma ruh sağlığını etkileyen problemlerin başında geliyor. Bazı kaynaklarda beynin yapısını değiştirdiğine işaret ediliyor. Bu kadar kontrol dışı gelişen bir sorunla çocukların başa çıkması oldukça zor. Çocuklarla uzun yıllardır çalışan Psikolog Banu Yaşar’a çocuklarda travma ile ilgili bilinmeyenleri sorduk.

Banu Yaşar, 1972 yılında Amasya’da doğdu. 1994 yılında İstanbul Üniversitesi Psikoloji bölümünden mezun oldu. Özel eğitim kurumlarında psikolog olarak çalıştı. Aile içi iletişim, çocuk ve yetişkin psikolojisine dair konularda eğitim ve seminerler vermeye devam etmektedir. On yıla yakın bir süre özel bir radyoda insan psikolojisine yönelik programlar hazırlayıp sundu.Ulusal ve yerel olmak üzere çeşitli dergi ve gazetelerde düzenli yazılar yazdı ve devam etmektedir. Ayrıca Pedagoji Derneği’nin kurucu üyesidir. Duygu Keşifleri, Anne Saati Geldi Mi?, Aşk Biter İnsan Yorulur, Anneme Soramadığım Sorular, Kızları Kız Gibi Erkekleri Erkek Gibi Yetiştirmek, Helik-Terapötik öyküler adlarında yayınlanmış altı kitabı bulunmaktadır.

SADECE PSİKOLOJİ: Çocuk travmayı nasıl anlamlandırır? Ne gibi başa çıkma yöntemleri kullanır?

BANU YAŞAR: İnsanın değişiklik kadar, rutin ve sabitlere de ihtiyacı vardır. Bu rutin ve sabitler, insana güvende olduğu hissini verir. Travmada bu duygu bozulur. Güvenlik algısı sarsılır. Kişi hayatın günlük akışı içinde, hiç beklenmeyen bir anda, dayanma gücünü zorlayan ya da aşan, fiziksel ve psikolojik bütünlüğünü tehdit eden bir olay veya durumla karşı karşıya kalır. Bu duruma travma diyoruz.

Travmayı algılama ve yaşama yetişkinlerde ve çocukta farklıdır. Çocuklar yaşadıkları travmayı doğru tanımlandırabilecek bilişsel tecrübeden yoksun oldukları ve hayatın içinde yaşanan olaylara yönelik depolanmış bir belleğe sahip olmadıkları için travmadan daha fazla etkilenirler. Her çocuğun kendini güven ve emniyette hissetmesi önemlidir. Bu temel bir ihtiyaçtır. Sevilen bir kişinin kaybı, anne babanın boşanması, fiziksel-duygusal-cinsel istismar, aile içi şiddet, hastalıklar, terör olayları, doğal afetler, savaş gibi durumlar çocuğu güvensiz hissettirerek travmatize eder. Travmatize olan çocuk, dünyanın güvenilir bir yer olmadığını ve kendisinin korunamayacağını düşünmeye başlar. Korku, çaresizlik, kontrol kaybı, öfke, içe dönme, her zaman yaptığı aktivitelerden zevk almama, dikkatin zayıflaması gibi sorunlar yaşayabilir. Ebeveyne ve bakım veren kişiye karşı aşırı bağlanma ve düşkünlük gösterebilir. Gözünün önünden ayrılması bile korkutucu bir duygusallıkla karşılanır.

Her yaş grubunun travmaya verdiği tepki farklılık gösterebilir. Bununla birlikte ortak bir tepki vardır ki o da, güven kaybı ve olayın yeniden tekrarlanması korkusudur. Çocuğun travmayı anlamlandırmasında anne babanın olaya verdiği tepki önemlidir. Çocuk dış dünyaya tepki verirken anne babasının tutumlarını izler ve kendi tepkisini bunun üzerine şekillendirir. Yine travmanın niteliği, şiddeti, tekrarlanma olasılığı, yaşamı doğrudan tehdit ediyor oluşu, çocuğun kişilik yapısı ve gelişim düzeyi, travmanın çocuğun hayatında yaptığı değişikliğin boyutu, ebeveynin duygusal ve bedensel tepkileri gibi etkenler çocuğun travmayı anlamlandırmasını etkiler. Travma sonrası ruhsal ve bedensel bütünlük bozulduğu ve uyaranlara karşı ruhsal tamponlar zarar gördüğü için çocuğun günlük rutini ve yaşayış şekli bozulur.

Çocuklar, travmatik bir olay yaşadıklarında ya da buna tanıklık ettiklerinde, hemen tepki vermeyebilirler. Gerçekten de bazı vakalarda, korku, depresyon ya da içe kapanma gibi duygusal tepkiler ancak günler, hatta haftalar sonra ortaya çıkabilir.

Travma sonrasında çocukların oyunlarının içeriğini değişebilir, sürekli bu travmatik olayı veya bu olayın değişik yönlerini içeren oyunlar oynayabilirler. Bu bir tür kendi kendine sağaltım yöntemidir. Vücudun ruhsal ve bedensel olarak kendini onarma mekanizması adeta devreye girer ve doğal bir terapi süreci başlar. Çocuk oyunlarında travmayı tekrarlayarak bir tür sistematik duyarsızlaştırma yaparken, aynı zamanda yaşanılan duygusal sarsıntıyı adeta sakinleştirmeye çalışır.

SADECE PSİKOLOJİ: Çocuklardaki travmaların sağaltımında ne gibi psikoterapi yöntemleri fayda sağlar ?

BANU YAŞAR: Travma sonrası çocuğun en büyük ihtiyacı, ona güven içinde olduğunun hissettirilmesidir. Anne baba, çocuğa, artık güvende olduğunu hissetmesine yardımcı olacak geri bildirimler vermelidir.

Travmaya maruz kalmış çocukların sağaltımımda anne babaya yönelik danışmanlık ve destek önemlidir. Önce kendi duygu durumlarını düzenlemeleri ve travmayı kendilerine doğru açıklamaları yönünde psikolojik olarak desteklenmeleri gerekir.

Travma sonrası belirtiler (uyku düzensizlikleri, kabuslar, çabuk irrite olma, öfke ve huzursuzluk, iştah problemleri, anne veya bakım veren kişiye yönelik aşırı düşkünlük, öğrendiği bazı becerilerin kaybı, alt ıslatma, parmak emme, bebeksi konuşma gibi regresif davranışlar, mutsuz ve huzursuz bir duygu durum) süreklilik gösterdiğinde mutlaka profesyonel bir yardım alınmalıdır.

Oyun terapisi, travma yaşamış çocukların ruhsal sağaltımında oldukça etkili bir yöntemdir. Çocuğun doğal bir ihtiyacı olan oyundan hareketle yapılandırılmış olan oyun terapisi, travmaya maruz kalmış çocukların tedavisinde oldukça etkili çözümler sunmaktadır. Bunun yanında anne babanın güven ve desteği, sevgisini duygusal ve dokunsal olarak daha çok hissettirmesi, günlük hayat rutininin çocuk için devam ettirilmesi, kendi kontrolünü hissedebilmesi için belli konularda yaşına uygun seçimler yapmasına imkan tanınması, daha çok oyun oynayabileceği ortamların oluşturulması, konuşmak istediği zaman üzerinin örtülmeden kabul diliyle dinlenilmesi de oldukça faydalı olacaktır.

SADECE PSİKOLOJİ: Çocukların travmanın etkisinden tamamen kurtulması mümkün mü ?

BANU YAŞAR: Erken çocukluk döneminde, çocuk olayı tam anlamıyla dile getiremez, çünkü dil gelişimi henüz o aşamada değildir, fakat olay hafızasında kodlanır. Çocukların oyunları aileye ve uzmanlara çocuğun yaşadığı olayla ilgili bilgi verir. Travmatize olmuş çocuk oyunlarında olayı birebir canlandırır. Bu çocukların oyunları yaşıtlarının oyunlarından farklıdır. Bu yüzden oyun terapisi travmanın tedavisinden en etkili bir yöntemlerden biridir. Bunun yanında sanat terapisi, emdr, v.b. teknikler yanında aileye rehberlik yapılması, çocuğa yaklaşımın niteliği konusunda bilgilendirilmeleri önemlidir. Aile, terapist ve çocuk üçlüsü olarak çalışmak her zaman daha iyi sonuçlar vermiştir.

Çocukların iyileşme kapasiteleri yetişkinlere oranla daha güçlüdür. Kırılan bir kemiğin yetişkinde ve çocukta iyileşme süreleri farklıdır. Bunun gibi, doğru bir yaklaşımla ve tedaviyle çocuğun yaralanmış ve travmatize olmuş ruhu tekrar sağlığına kavuşabilir. İleriye yönelik hasarların kalmaması için, çocuğun doğru takip edilip, belirtilerin yoğunluk açısından gözlemlenmesi önemlidir. Buna göre profesyonel bir yardım yanında, anne babanın duygusal desteği ile tedavi süreci daha sağlıklı bir zeminde devam edecektir.

Psk. Seda Nur Bilici

© 2014 Bahar Psikoloji Danışmanlık, Eğitim ve Yayıncılık A.Ş.