MAKALELER

Ergenlerde Depresyon

Ergenlerde Depresyon

Depresyon, üzüntülü, çökkün, umutsuz hissetme ile kategorize edilen enerji azlığının, hobilere ve aktivitelere ilgisizliğin iki haftadan fazla bir süre gözlendiği durumdur. Kaygı ise farklı bir durum olmasına rağmen, çoğunlukla depresyonun da gözlendiği bir bozukluktur.

Ergenlerle depresyon ve kaygı hakkında konuşmak çok kolay olmayabilir. Başları büyük bir dertteymiş gibi ya da yanlış bir şey yapmış gibi hissettirmemek önemlidir. Ebeveynler, “senin için gerçekten endişeliyim”, “sana daha fazla yardımcı olmak istiyorum” gibi sihirli sözcükleri kullanmalıdır. Bu ifadeler onları suçlamak yerine daha açık ifadelerdir.

Sıklıkla depresyon ve anksiyete , okulda veya okul dışında düşük performansa sebep olabilir. Bundan dolayı ebeveynler çocuklarının performansını neyin etkilediğini anlamaya çalışmalıdır. Olabildiğince anlayışlı ve dürüst olmak her zaman işe yarar, damgalamak değil.

Gençlerle açık bir iletişim kurmak zordur. Ebeveynler, kötü bir gün mü geçirdiklerini, depresyon veya kaygı mı yaşadıklarını ayırt edebilecek kadar çocuklarını tanımalıdır.Pek çok ebeveyn çocuklarının odasında kalmasına izin verir ve yalnız kalmaya ihtiyaçlarının olduğunu düşünür ama bazen bu daha fazla mesafeye sebep olur ve çocuklar aileleri ile ilgili konularda rahat konuşmazlar.

Tedavi

Depresyon ve anksiyetenin tedavisinde ilaçla tedavi ve psikoterapi birlikte kullanılmaktadır. Moreno,“Sadece terapi yeterli değildir sadece ilaç da yeterli değildir.” der. İlaç kullanımı, beyinde depresyonla ilişkisi olduğu bilinen seratonin seviyesini yükselmesini sağlar. Psikiyatristin önerdiği ilaçların kullanılması gerekmektedir. Hafif depresyon vakaları için, klinik psikologlar genellikle tek başına psikoterapiyi kullanır. Daha sonra ilaç tedavisi gibi başka tedavilerin gerekli olup olmadığını değerlendirmeye çalışırlar. Depresyon ve kaygı tedavisinde pek çok bilişsel, kişilerarası ve diyalektik terapi yöntemleri vardır. Ayrıca aile bireylerinde depresyona veya diğer ruhsal bozukluklara yatkınlığın olup olmadığını araştırmak gerekir. Bilişsel- davranışçı terapi, kimse beni sevmiyor, ben çok çirkinim gibi negatif düşüncelerin değiştirilmesi üzerine odaklanır. Davranışları nelerin tetiklediği geçmiş yaşantılar üzerine odaklanan ve bu durumlardan kaçınmak veya bu durumlarla başa çıkmak için geliştirilen diyalektik davranışçı terapi ise yalnızca yetişkinlerde kullanılmıştır. Fakat ergenlerde de kullanılması ile ilgi çalışmalar yapılmaktadır.

Yaşam tarzını değiştirmek

Terapi ile birlikte düzenli egzersizler, çeşitli faaliyetler ve sağlıklı beslenme de önerilir. Zihni sağlıklı tutmak, bedeni de sağlıklı tutmaktan geçer. Tedavi her alanda iyilik haliyle başarılı olur. Depresyon ve kaygı ergenlerin hobilere karşı ilgisini kaybetmesine sebep olur, bu sebeple ebeveynler, çocukların ilgi alanları konusunda özenli olmalıdır. Gençler ilgi duydukları alanda başarılı olabilmektedir. Çocuğun ihtiyaçlarına ve ilgi alanına göre yönlendirilmesi gerekmektedir.

Psk. Seda Nur Bilici

© 2014 Bahar Psikoloji Danışmanlık, Eğitim ve Yayıncılık A.Ş.