MAKALELER

İçimizdeki Psikopat

İçimizdeki Psikopat

Piskopatlarla  yalnızca cezaevleri ya da ruh ve sinir hastalıkları hastanelerinde karşılaşmayız. Hepimiz çok geniş özellikleri bulunan psikopatlığın kıyısında köşesinde bir yerinde bulunuyoruz.  Belli durumlar karşısında ya da bazı insanlar için duyarsız kaldığınız oldu mu? Yalana, hileye ya da eğlencesine kuralları çiğnemeye hiç yeltenmediniz mi? Psikopatlık özellikleri olarak tanımlanan bu durumlardan en az birini hayatımızın herhangi bir döneminde yapmışızdır. Hatta bazı durumlarda düşük seviyelerde psikopat özelliklerin  mevcut olması yaşam için gerekli görülüyor. Bir çok insan belli seviyeye kadar psikopat özellikleri normal karşılıyor. Cerrahların operasyon gereği hastalarını doğramaları, birilerinin arasını yapmak için söylenen küçük yalanlar, iş dünyasındaki manipülasyon stratejileri toplum içinde kabul edilen psikopatlık özelliklerinden bazısı.

Çok şiddetli boyutlarda psikopati oldukça yıkıcı bir kişilik bozukluğudur. Antisosyallik  ve keyfi davranışlar; acımasız sosyal ve duygusal özelliklerle, empati ve suçluluk duymamayla, başkalarının iyi niyetini suistimal etmeyle birlikte görülür. Duyarsızlaşma bireyleri çok tehlikeli bir psikopat haline getirir. Psikopat özellikteki bireyler davranışlarının başkaları üzerinde bıraktığı etkiyi umursamaz.  Bu  bireylerin davranışlarını inceledikçe  davranışları inceledikçe dehşete kapılırız.  Fakat korkmamız gereken asıl mesele şu ki; psikopat özellikler yalnızca kişilik bozukluğunun bir göstergesi olarak ortaya çıkmaz. Büyük çoğunluğumuz psikopatlığın en azından birkaç özelliğine sahip. Genel popülasyonda psikopat özellliklerin dağılımı eğri  grafik şeklindedir. Yani; bir çok insan düşük seviyede psikopat özelliklere sahipken daha az bir grup yüksek seviyede psikopatlık özelliklerine sahiptir. Bu da demek oluyor ki  psikopat özelliğe sahip bir çok insan bizimle aynı trene biniyor, aynı iş yerinde çalışıyor ve aynı sitede oturuyor. Psikopat özellikler yalnızca psikiyatri kliniğinde ya da cezaevlerinde karşımıza çıkmaz. Araştırmacılar neyin psikopatlığa sebep olduğunu anlamaya çalışıyor. İnsanların doğuştan itibaren psikopatlık özelliklerinin gelişimine yatkın olması bilinen bir genetik faktördür. Çocukluk boyunca ne kadar şiddete maruz kaldığımız ne çeşit aile ve arkadaşlara sahip olduğumuz gibi çevresel faktörler de psikopatlığa yatkınlık konusunda oldukça önemlidir. Psikopatlığın sebebi yalnızca yetiştirilme veya genetik etki değil ikisinin karşılıklı etkileşimidir.

Psikopatlık değiştirilemez bir durum değildir. Yapılan bazı başarılı araştırmalar aile tarafında destek görmenin yüksek düzeydeki psikopat özelliklerin bir dereceye kadar yatıştırılabileceğini gösteriyor.  Alandaki ilerlemeler ve tedaviler psikopat özelliklerin azaltılabileceği yönünde umut vadetmekte.  Hapishanelerde kliniklerde  gündelik hayatta yüksek seviyede psikopatlık özelliği gösterenler olmasına rağmen unutmamamız gereken nokta onları psikopat diye etiketlememiz gerektiğidir. Bunun yerine hepimizde psikopat davranış ve özelliklerin hepimizde bulunduğunu anlamak yardıma kendimizle başlamaktır. Katliamları, tecavüzleri ve bu gibi ekstrem olayları anlamak çok kolay değildir elbette. Fakat gerçek olan bu davranışları gerçekleştirenlerin insan olduğu ve insanoğlunun içinde böyle bir yönelimin varlığıdır. Psikopatlık bütün insanlıkta var olan korkunç bir bitiş çizgisidir.

Psk. Seda Nur Bilici

© 2014 Bahar Psikoloji Danışmanlık, Eğitim ve Yayıncılık A.Ş.