MAKALELER

Kadınlar, Kadının Rolü ve Ruh Sağlığı

Kadınlar, Kadının Rolü ve Ruh Sağlığı

Yardımcı Doç. Dr. Sevda Bıkmaz ile Röportaj Yaptık

Kadınların anne olmak, eş olmak, evlat olmak gibi toplum içerisinde gönüllü olarak veya olmayarak sahip olduğu pek çok roller var. Fakat dünya toplumunda kadınlara en fazla anne rolü üzerinden değer atfedildiğini görebiliyoruz. Kadınların ruhsal problemleri ve toplum içindeki rolleri ile ilgili sorularımıza Yardımcı Doç. Dr. Sevda Bıkmaz cevap verdi.

Sadece Psikoloji: Pek çok kadının en çok annelik rolü üzerinden varlığını devam ettirmesi üzerine neler söylersiniz. Ne gibi psikolojik temelleri vardır bu durumun?

Sevda Bıkmaz: 19 yy.dan bu yana kadınların toplumsal ilişkilerdeki etkinliği ve konumlanışı açısından olumlu sayılabilecek bir değişim söz konusu. Göz ucuyla bakan herkes bu değişimin nedenleri arasında kentleşme, ekonomik sorunlar, toplumdaki yapısal değişikliklerin ve belki de “zamanın ruhu” nun etkisini görebilir. Dolayısıyla bu değişimin yönünün pozitif olduğunu da aynı bakışla görmek mümkün.

Böylece kadınların geleneksel rollerine yeni roller ekleniyor. Kadınlar artık anne, eş gibi rollerine ek olarak, çalışan, iş sahibi ve buna benzer aklımıza gelebilecek her türlü akademik, mesleki unvanlar, statüler elde etmeye başladılar.
Her ne kadar insan olarak hepimiz birden fazla toplumsal rollere sahip olabilsek de bazen bazı toplumsal ve sosyal rollerimizi daha fazla benimseriz veya bazı rollerimiz birbiriyle çatışır. Hele ki kendileri için yüzyıllar, bin yıllar boyunca yasaklanılan, engeller konulan alanlarda kadınların haklı bir şekilde daha etkin ve girişken olmasıyla birlikte bu çatışmaların 'en sert'lerinin sahnelenmesine de şaşırmamamız gerekir.
Kadın bu savaş meydanında eş, evlat, bacı rollerini bir ölçüde başka rollerle değiştirdi. Ancak bu rol çatışmasının içinde kadın için en son değiştirilecek olan rol ise şüphesiz annelik rolüdür. Çünkü annelik sosyal/ toplumsal bir rol olmaktan öte biyolojik bir roldür de. Anne olmak, doğurgan olmak kadının biyolojik yazgısıdır; bu sebeple bu rolü bütünüyle değiştireceği veya devredeceği bir başka kişi veya mekanizma yoktur. Aldous Huxley’in “Cesur Yeni Dünya”’ da işaret ettiği doğurganlık kadın dışında bir mekanizmayla sağlanmadığı sürece en son değiştirilebilecek rol budur

Sadece Psikoloji : Ruh sağlığı alanında kadınların en fazla yardım aradığı problemler nelerdir Tecrübeleriniz ışığında kadınların yardım aramakta zorlandığı belirli bir psikolojik problem var mıdır ?

Sevda Bıkmaz: Kadınlarla erkekler arasında diğer bir çok alanda olduğu gibi psikopatoloji açısından da farklılıklar söz konusu. Psikolojik rahatsızlıkların görülme sıklığı, hastalıkların gidişatı, şiddeti, türü bakımından kadınlarla erkekler arasında avantajlı veya dezavantajlı olunan durumlar söz konusu.

Örnek vermem gerekirse; şizofreni ve psikotik bozukluklarla ilgili yapılan epidemiyoloji çalışmaları bize şizofreninin kadınlarda daha geç başladığını ve gidişatının erkeklere oranla daha iyi olduğunu gösteriyor. Obsesif- Kompulsif Bozuklukta yetişkin kadınlar ile erkekler arasında bir fark görülmezken, çocuk ve ergen erkeklerde bu bozukluğun semptomlarının daha erken yaşlarda başladığını biliyoruz. Ayrıca erkeklerde daha çok kontrol etme kompülsiyonları görülürken kadınlarda temizlik obsesyonları daha sık görülmektedir.

Bir başka örnek olarak kişilik bozukluklarını ele alabiliriz. Kadınlarda sınır kişilik bozuklukları ve histriyonik kişilik bozuklukları daha sık görülürken erkeklerde bağımlı kişilik bozuklukları ve antisosyal kişilik bozuklukları daha yaygındır.
Anksiyete bozuklukları da kadınlarda nispeten daha yaygın olarak görülmektedir. Genel olarak klinik deneyimlerimden de yola çıkarak kadınların erkeklere kıyasla daha fazla psikolojik yardım arayışı içerisinde olduğunu söyleyebilirim. Bu durumun sebebini de kadınların hastalık açısından daha riskli olmasıyla değil de kendilerini ifade edebilme beceri ve arayışlarıyla; ek olarak; erkekler açısından bu konularda konuşmanın, yardım talep etmenin bir zayıflık göstergesi olarak görülmesiyle açıklayabiliriz.
​Bununla beraber kadın olmanın doğrudan risk grubu oluşturduğu; aile içi-dışı şiddet, cinsel taciz-tecavüz konularında yine toplumsal baskılar sebebiyle bir yardım arayışının zor olduğunu söyleyebilirim.

Sadece Psikoloji: Toplumumuzdaki kadınları göz önüne alacak olursak psikolojik yönden ne gibi güçlü ve zayıf yönler tanımlarsınız?

Sevda Bıkmaz:

Kadın güçlüdür. Bu güç mücadele gücüdür. Öte yandan psikolojik özellikler bakımından kadın ile erkek arasında genel ayrımlar yapmak gerçekçi olmasa da kadınların bazı psikolojik rahatsızlıklara karşı daha korunaklı olduğunu söylemek gerekir. Ancak bazı konularda da daha dezavantajlı olduğunu da bilmemiz gerekir. Sözgelimi bazı psikiyatrik hastalıklarda evli olmak erkek açısından koruyucu bir faktörken kadın açısından tam tersi bir durum söz konusudur.


Ancak burada üzerinde durulması gereken en temel özellik yukarıda da söylediğim gibi kadının karşılaştığı psikolojik sorunlarla başa çıkma biçimi ve yardım arayışı sanırım kadınların bu anlamda en güçlü tarafıdır.

Psk. Seda Nur Bilici

© 2014 Bahar Psikoloji Danışmanlık, Eğitim ve Yayıncılık A.Ş.