MAKALELER

Kaygı Bozukluğunun 10 Habercisi

Kaygı Bozukluğunun 10 Habercisi

Kaygı her insanın hissettiği normal bir duygudur diyor, psikoloji bilimi. Peki, kaygı ne zaman normal ne zaman hastalık oluyor?  İnsanoğluna bahşedilmiş ve hayatta kalmayı sağlayan bir duygu değil midir?  Örneğin karşınıza vahşi ve çok zehirli bir yılan çıktı ve size bakıyor onun size zarar vereceğine ve hayatınızı sonlandıracağına dair kaygınız olmadığında kaçma eğiliminde olur musunuz?  Ya da ertesi gün çok önemli bir sınavınız var o sınavda, başarısız olmak ve sınıfta kalmakla ilgili kaygınız olmasa çalışır mısınız? Cevap: HAYIR.

 

Hayatımızın birçok bölümünde kaygı hareketi, çabayı ve başarıyı doğuran bir duygu durumken ne zaman hastalık oluyor? Hayatta her şeyin bir dengesi var ise kaygının da aşırısı dengeyi bozmaktadır.  Bu bozulan denge hem vücudu hem de zihinsel faaliyetleri etkilemektedir. Kaygı birçok bedensel faaliyeti etkilediği için çoğu kaygı bozukluğu olan insanlar soluğu hastanede alıyorlar.

 

İşte kaygının bedensel işaretleri:

 

Baş ağrısı

Kaygı bozukluğu olan kişilerde beden de duyumsanan ağrılar ön plandadır, bu ağrılardan en çok rastlanılanı ise baş ağrısıdır. Peki, kaygıya bağlı baş ağrısı diğer rahatsızlıkların neden olduğu baş ağrısından nasıl ayrılıyor? Hiçbir sebep yokken ortaya çıkan ve her türlü ışık, ses ve diğer etkenlerden izole edilmiş ortamlarda da devam etmesi ile ayrılıyor.

 

Mide bulantısı

Uzun yıllardan beri stres ve ülser arasında bir ilişkinin varlığı savunulmuştur. Hatta İkinci Dünya savaşı sırasında fazla duygusal gerilim yaşayan havacılarda ülser rahatsızlığının olduğu belirlenmiştir. Mide günlük yaşamdan en çok etkilen organlardan bir tanesidir dolayısıyla kaygılı kişilerin birçoğunda da mide rahatsızlıklarına rastlanabilmektedir. Özellikle mide bulantısı ve mide de şişkinlik yaşanmaktadır. Kaygılı olunca yemek yiyememe veya aşırı yeme gibi davranışların da mide rahatsızlıklarına sebep olacağı düşünülmektedir.

 

Kalp çarpıntısı

Kardiyoloji polikliniklerine başvuran hastaların %57’sinin kaygı bozukluğu olan hastalar olduğunu biliyor muydunuz? Yoğun kaygı yaşayan kişilerde kalp çarpıntısı şikâyeti kalp krizi geçiriyor olmaya yönelik düşünceyi arttırmakta ve insanlar kendilerini hastanede bulmaktadır.

 

Nefes darlığı

Nefes almakta güçlük mü çekiyorsunuz? Sanki birisi sizin boğazınızı mı sıkıyor? Ağır bir şey göğsünüzün üzerine oturuyor gibi mi geliyor?  Bu şikâyetler sık sık hastanelerin acil servisine gitmenize sebep oluyor ve doktorlar hiçbir problem yok mu diyor? İşte kaygı bozukluğunda görülen bedensel şikâyetlerden biri de herhangi biyolojik sebep yokken nefes darlığı ve boğulma hissidir.

 

Baş dönmesi ve Sersemlik

Kaygılar yoğunlaştığında baş etme gücünü bulabilmek için nefes alış verişimizde hızlanma olmaya başlar bu hızlanma beynimize olması gerekenden fazla oksijenin gitmesine sebep olur. Beynimize giden fazla oksijen baş dönmesini ve sersemlik hissini tetiklediği için kaygı bozukluklarında baş dönmesi ve sersemlik hissi gibi şikâyetler ortaya çıkar.

 

Bağırsak hareketleri

Mide kadar, yoğun yaşanan kaygıdan etkilenen diğer bir organ ise bağırsaktır. Kaygı bozukluğu olan bir kişi karın ağrıları, sık tuvalet ihtiyacı, isal ve kabızlık gibi problemlerle karşılaşabilir. Mesela bir öğrenci sınavla ilgili yoğun kaygı yaşıyorsa sınav ortasında sık tuvalete gitme ihtiyacı duyabilir.

 

Titreme

Kaygı bozukluğu olan birçok insanda titreme şikâyeti gözlenebilir örneğin kaygıyı tetikleyen bir uyaranla karşı karşıya kalmışsa özellikle ellerde titreme görülebilir. Titreme ve sarsılma uzun bir süre devam ediyorsa ve kontrol edemiyorsanız bu kaygı bozukluğunun işareti olabilir.

 

Terleme

Bir spor salonunda spor yaparken terlemeniz gayet normaldir ama diyelim ki sosyal ortamda olmakla ilgili kaygılarınız var ve birçok insan önünde sunum yapmanız gerekiyor sunum öncesinde terlemeye başlamanız ve bu kaygı durumundan uzaklaşana kadar devam etmesi sizin kaygı seviyenizin çok yüksek olduğunu gösteriyor.

 

Kas Ağrıları

Üzüntüler, kaygılar ve korkular gibi birçok duygunun çok fazla ifade edilmediği toplumlarda bu duygular çoğunlukla kronik ağrılarla ortaya çıkarlar. Örneğin Japonya da duyguların çok ifade edilmediği ve Japonların psikolojik sorunlarını somatik şikâyetlerle ortaya koydukları bulunmuş. Depresyon hastası olan Japon ve Amerikalılarla yapılan bir araştırmada duygusal problemleri ifade etme yöntemi araştırılmıştır. Japon depresyon hastalarının Amerikalı depresyon hastalarına göre daha çok rahatsızlıklarına ait semptomları fiziksel ağrılar olarak (baş ve boyun ağrıları) ifade ettikleri ve psikolojik sorunlarından da söz etmedikleri ortaya çıkmıştır. Türk toplumunda da durum çok benzerdir örneğin duyguların ifade edilmesi çok kabul görmez, depresyon ve kaygı gibi rahatsızlıklar zayıflık olarak nitelendirildiği için daha çok karşılaşılan fiziksel ağrılar dikkate alınmakta ve kabul görmektedir.  Kaygı bozukluğu yaşayan insanların en çok şikâyet ettikleri kas ağrıları ise boyun ve sırt bölgesinde olan kas ağrılarıdır.

 

Halsizlik

Kaygı durumunda yorucu aktivitelerin olmamasına rağmen halsizlik duyulması vücudumuzun kaygıyla beraber çok fazla kasılmasının etkisidir. Uzun süreli ve gereğinden fazla kasılan vücudumuzda yorgunluk ve halsizlik hissi gayet doğaldır.

Çok yoğun ve uzun süreli yaşanan kaygı duygusu vücudumuzda gerilimin artmasına sebep oluyor ve bu belirtilerin hepsi veya birçoğu ortaya çıkabiliyor. İnsan vücudu muntazam bir mekanizmaya sahiptir dolayısıyla kaygıya sebep olan uyaranla karşılaşılıp baş edilemediği takdirde vücudumuz bir binanın yangın alarmı gibi sinyal vermeye başlıyor. Eğer sizin vücudunuzda da bu sinyaller varsa savaşmanız ve baş etmeniz gereken bir problem var demektir. Kaygılarınızla baş etmede uzman olan kişilerden yardım almanız kaygılarınızın günlük yaşamda olması gereken seviyeye inmesine yardım edecektir. Bu rahatsızlığı yenme konusunda biz sizin yanınızdayız.

Psk. Didem Tekin Meriç

© 2014 Bahar Psikoloji Danışmanlık, Eğitim ve Yayıncılık A.Ş.