MAKALELER

Kızgınlığın Kontrol Altına Alınması

Kızgınlığın Kontrol Altına Alınması

Çatışmadaki suçlama, gizleme, bastırma gibi duygusal tepkiler bilinçli bir isteğe bağlı değildir. Duygular, yapıcı bir biçimde ifade edilmek yerine; suçlama, gerçeği-duyguyu-kızgınlığı gizleme şeklinde ifade edilir. Problem sırasında suçlu ve sorumlu aranır genelde. Enerji çözüm yerine, suçlamalara ve savunmaya harcanır. Duygular bastırılır, duygu ifadesi zayıflık olarak görünür.

Kızgınlık duygusunun birbirini tetikleyen beş boyutu vardır. Bunlar; kızgınlık ortaya çıkarken sahip olduğumuz düşünce-biliş, o anda hissettiğimiz duygu, ifade biçimi olan iletişim, kızgınken çevreyi nasıl algıladığımız duyuş, verdiğimiz tepki ise davranıştır. Kızgınlık engellenme ve müdahaleyle de ilgilidir. Engel,  davranışı nasıl algıladığımıza bağlı olarak ortaya çıkar.

Düşünce biçimi, kızgınlık tepkisini etkiler. Kızgınlığın sebebi olayın kendisinden çok, olay hakkında çarpıtılmış düşünce biçimidir. Çarpıtmalar genellikle, abartma, etiketleme, zorunluluk yükleme ve zihin okuma şeklindedir.

Kızma, başkasının bizi bilinçli ve kasıtlı olarak incitip zarar verdiği durumda gösterilen sağlıklı bir tepkidir. Kızgınlık, kontrol duygusunu arttırıp zarar veren kişiye karşı koymayı sağlar. Geciktirilen karşı koyma kızgınlığın artmasına, yüzleşmenin bir patlamaya dönüşmesine sebep olabilir. Kızmak bir durumun çözümünde fayda sağlarsa sağlıklıdır. Kızgınlık tepkiler dört ana şekildedir; misilleme, hükmetme, uzaklaşma, kızgınlıkla sakin bir şekilde baş etme.

Kızgınlığı yönetmede bazı aşamalar izlenebilir; ilk olarak kızgınlık fark edilmeli, kızgınlık uyarımı anında kontrol edilmeli, kızgınlık durumu ve karşı tarafla ilgili alternatif varsayımlar hesaba katılmalı, birey kendini güçlendirmeli son olarak da kızgınlık yapıcı bir şekilde ifade edilmeli.

Kızgınlığı fark edilmeli genelleme yapmak yerine kızgınlığa sebep olan belli bir durum ya da davranış tanımlanmalıdır.  Kızgınlık uyarımları kontrol edilebilmeli. Bir süre bekleyip kontrol sağlandıktan sonra tepki verilmeli. Kızgınlığa sebep olan varsayımlar değişmelidir. Kendimiz ve başkaları hakkında gerçekçi olmayan varsanılar gerçeğin yerini alabilir. Duyguların arka planının farkında bile olmadan bakış açımızı daraltıyor olabiliriz. Bunları sorgulamalıyız. Kızgınlık nedeni tam olarak belirlenmelidir. Bazen kızgınlığın sebebi başka kaynaklara atfedilebilir. Birey kendini güçlendirmelidir. Kısa zamanda çözülmeyen çatışma savunma mekanizmaları oluşturabilir. Nedeni kişinin kendine alıp yorumlaması suçluluğa ve depresyona sebep olabilir. Özellikle elde olmayan durumlarda kişi problemin kendi dışındaki sebeplerini de göz önünde tutmalı. Kızgınlık sağlıklı bir şekilde ifade edilmeli. Kişi varsayımlarını gözden geçirmeli, açık ve net olmalı, sözel ve sözsüz iletişimde tutarlı olunmalı, kızgınlığın sorumluluğu alınmalı, yapıp söylenenlerin bilincinde olunmalı, karşı tarafın savunmaya geçmemesi için kızdırmaktan kaçınmalı, işbirliğine açık olunmalı. Düşüncesizce davranılmamalı. Haklılık ve üstünlük duygusuna kapılıp olaydan kendine pay biçmemeli kişi. Karşı tarafa karşı duyarlı olunmalı. İfade kızgınlığı boşaltmalı. Kızgınlık bir duygudur boşaldıktan sonra sürmemelidir. Pozitif duygular da ifade edilip karşı tarafın d olumlu tepki vermesi sağlanmalı.

Kızgınlığın nesnesi birisi değil de elde olmayan imkan bir durum ise bu durumda spor yapmak, sosyalleşmek gibi gerginliğin boşaltılacağı bir etkinliğe yönelmelidir kişiler.

Psk. Seda Nur Bilici

© 2014 Bahar Psikoloji Danışmanlık, Eğitim ve Yayıncılık A.Ş.