MAKALELER

Özgül Öğrenme Güçlüğü (Disleksi) Nasıl Çözümlenebilir?

Özgül Öğrenme Güçlüğü (Disleksi) Nasıl Çözümlenebilir?

Çocuğu ÖÖG tanısı almış ailelerin en merak etikleri soru “Tedavisi var mı?”

 

Özel öğrenme güçlüğü, çocuğun yaşantısının birçok yönünü etkileyen ve yaşam boyu devam eden bir sorundur. ÖÖG kimi aileler için kabul edilmesi zor olan bir süreçtir. Ülkemizde de bu konuda yeteli düzeyde farkındalık henüz mevcut değil. Son birkaç yıldır bu çocuklar için bireyselleştirilmiş eğitim programları hazırlansa da uygulanan genel eğitim-öğretim sistemi, sınav yöntemi gibi uygulamalar ÖÖG olan çocuklar için zorlayıcı olabilmektedir. Örneğin dislektik çocuklar yazılı sınavlarda soruların kendilerine okunması şeklinde sınav olduklarında daha yüksek puanlar aldıkları bilinmektedir. Bu süreçte öğretmene ve okullara önemli bir görev düşüyor.

 

Tedavi ilkelerinden en önemlisi aile-öğretmen-uzman üçlüsünün koordineli bir şekilde çalışmaları yürütmesidir. Bunlardan sadece birinin veya ikisinin desteği elbette çocuğu daha iyi bir noktaya getirecektir ancak tedavinin bir ayağı eksik kalacaktır. Öğretmen akademik, psikososyal;  aile de farkındalık düzeyini arttırarak olumlu yaklaşımlar sergileme ve gerekli çalışmalarda destek olma;  uzman ise mutlaka disleksiye özel çalışmalar ve psikolojik destek ile aileye bu anlamda danışmanlık yapması açısından ayrı ayrı önemlere sahiptir. Bu koordinasyon sayesinde çocuğun sahip olduğu güçlü yanlarına yönelik daha çok bilgi sahibi olunur ve tedavinin temel ilkelerinden olan güçlü olduğu alanların yardımı ile zayıf olduğu alanları desteklemek konusunda daha çok yol kat edilebilir.

 

Tedavi ilkelerinden bir diğeri olan sabır ise tüm bu destek mekanizmalarına düşen en önemli faktörlerden biridir. O yüzden hiçbir ilerleme küçük görülmemeli, daha sonraki adımlara basamak olduğu unutulmamalıdır. Çünkü bu çocukların ilerlemeleri yavaştır, performansları tutarsız olabilir, güçlüklerinden dolayı yavaş çalışırlar ve zaman baskısını hissederler bu durum konsantrasyonlarını daha fazla bozar (bu nedenle sınavlarda dislektik çocuklara ek süre tanınmalıdır). Daha çok ve kolay yorulurlar, aynı seviyeye ulaşmak için diğer çocuklardan daha fazla çalışmaya ihtiyaçları vardır, güçlükleri ürettiklerinin niteliğini olumsuz etkiler. Bu da çocuğu aileyi ve öğretmeni zaman zaman bıkkınlık veya hayal kırıklığına uğratabilir. Bunu aşmanın en etkili yolu da çocuğu çok iyi tanımak ve bu konudaki farkındalığı arttırarak var olan duruma göre gerçekçi, çocuğun yeteneklerine uygun bir beklenti düzeyine sahip olmaktır.

 

Dislektik çocuğa sahip aile çocuğunun sorunlu olduğu düşüncesinden çok farklı öğrendiği düşüncesine sahip olursa süreç daha olumlu geçecek ve bu durum negatiften pozitife dönüşme şansı bulacaktır. Biraz zaman alsa bile…

Ayrıca bu çocukların sadece bir soruna değil; özel bir duruma da sahip oldukları hiçbir zaman unutulmamalıdır.

Psk. Ayşe Manap

© 2014 Bahar Psikoloji Danışmanlık, Eğitim ve Yayıncılık A.Ş.