MAKALELER

Prof. Dr. Yankı Yazgan İle Davranış Problemleri Söyleşimiz

Prof. Dr. Yankı Yazgan İle Davranış Problemleri Söyleşimiz

PROF. DR. YANKI YAZGAN İLE DAVRANIŞ PROBLEMLERİNİ KONUŞTUK

Hızlı bir değişim içinde olduğumuz teknoloji çağında ailelerin bu değişimden nasibini almaması mümkün değil. Değişen şartlara nasıl uyum sağlayacağı konusunda çelişkiler yaşayan aileler bu şartlarda çocuğu nasıl sevgi dolu, saygılı, mutlu bir birey olarak yetiştireceği konusunda kafa karışıklığı yaşıyor. Çocuklarda da çevresine ve kendine zarar verecek davranışlar ortaya çıkabiliyor.

1. Çocuklarda etrafındakilere dolayısıyla kendine zarar verme davranışı görülebiliyor. Yaşıtları üzerinde tahakküm kurabilen(zorba) çocuklar hem kendileri için hem de daha pasif akranları için ciddi risk oluşturabilir. Çocukların zarar verme eğilimlerini nelere bağlayabiliriz?

Basitçe ‘zorbalık’ diye Türkçe’ye çevirebileceğimiz ‘bullying’ üzerine olan konuşmaları yapan YoungShin Kim ve BennettLeventhal’in Kore ve ABD’de yürüttükleri araştırmalarına dayanarak hazırladıkları seminerlerinde birkaç nokta ön plana çıktı:

1. Zorbalığa uğrayanlar, sonradan başkalarını ezerek durumu toparlıyor gözükseler de, ruh sağlıklarındaki bozulma pek değişmiyor.
2. Zorbalık yapanların herhangi bir tanımlanabilir ruhsal bozukluğu yok; diğer bir deyişle, psikolojik durumlarını zorbalıklarının bir mazereti sayamıyoruz.
3. Tek şartla, daha önce zorbalığa uğradıklarını biliyorsak, bu bir açıklama olabilir.

Burada zorbalık kavramı üzerinde bir sözbirliği oluşturalım: ortada bir güç dengesizliği olması şart. Yaşça, cüssece, toplumsal statüce veya sayıca üstün bir kişi ya da grubun, kendisinden daha zayıf olana yaptığı her türlü zorlama ve aşağılama, zorbalık olarak kabul edilebilir.

Konuyu kabullenmek istemeyen birisinin yapacağı itiraz şu olabilir: “Çocuklar birbirine kötü davranabilir. Şişko ya da gerzek gibi sıfatlarla aşağılayabilir, birbirlerini itip kakabilirler. Size hiç olmadı mı ya da siz hiç yapmadınız mı? Bırakalım, çocuklar kendi aralarında halletsinler, özgürce…” kendi aralarında (büyükler karışmadan) ve özgürce terimlerinin ilavesi bu ifadeyi itiraz edilemez kılabilir, en azından başlangıçta.

Zorbaca davranışların ve tutumların, birbirine denk çocuklar arasındaki itişme kakışmaların veya laf atmaların ötesinde olduğunu belirteyim. Güç dengesizliğinin belirleyici bir önemi olan durumlarda, yetişkinlerin güçsüz olanı korumak gibi bir sorumluluğu doğduğunu yadsımak kolay… Okulların bazılarında güçlünün güçsüzü ezmesini doğallaştıran yaklaşımların dayanak noktalarından birisi (“özgür bırakalım”, “bunlar çocuk”, “olur böyle şeyler” ya da “kendileri halletsin” tutmadığında) zorbalığa uğrayanın bir biçimde bunu hak ettiği, hak edecek tahrik edici davranışlarda bulunduğu oluyor.

Bu açıklamanın bir tür gerçeklik payı taşıdığını söyleyebilirim; zorbalığa uğrayan çocukların bir kısmı ya farklı, ürkek, tutuk çocuklar ya da, görünüşte aktif ve agresif, bazen takıntılı ya da asabi, ama bu davranışlarını kontrol edemediği, bir plan ya da kasıt ile hareket etmediği aşikar olanlar. Çok kişinin antipatik bulabileceği, “ama o da öyle olmasaydı ya da öyle davranmasaydı” diyeceği çocuklar.

Böyle olmalarının başkalarına onlara efelenme ya da onları ezme hakkı verdiği söylenebilir mi? Herkesin devamlı ‘hassasiyetler’den, ‘kendi kutsalına’ dokunulmaması gereğinden (“başkalarınınkine dokunulabilir” olarak okuyabiliriz) söz edip, saldırganlığına bunu mazeret kıldığı bir ortamda, okul çağındaki güçsüz, azınlıkta, hatta tek başına olan çocukların ezilmesine, hoyratça bile değil gaddarca kötü muamele görmesine ses çıkartmak dolaysız zorbalığa uğramasanız bile dışlanmanız için bir sebep olabilir.

Çevreye şöyle baksanız, okullarda ya da toplumun birçok kesiminde, benim zorba diye tanımlayabileceğim davranışları sergileyenlerin genellikle okulun ya da ülkenin ‘gurur duyduğu’ kişiler sayıldığını görebilirsiniz.

Zorbalık için de uygun bir zemin oluşturan sosyal medya, zayıf ya da güçsüz görülenlerin, dışlanmak istenenlerin kolayca hedef alınmasına imkan verir. Zorbalığa uğrayan çocuklar ve gençlerin depresyon ve intihar riski artıyor. Genellikle zayıf durumda kalan çocukların bir anlamda tek başına ‘sıkıştırıldığı’ bir mecraya dönüşebiliyor. Ne yapılabilir? Sosyal medyayı toptan ‘kötü’ ilan etmek hiç doğru değil; zira sosyal medya aynı zamanda bir dayanışma ve arkadaşlık aracı olarak kullanılabilir. Zorbalık yapanların ‘blok’lanması ile başlayan önlemler yanısıra duruma duyarlı diğer çocukların ve öğretmenlerin fark etmesi mümkün.

2. Bu konu aslında pek gündeme gelmese bile çocuklarda cinsel içerikli oyunlar görülebiliyor. Küçük çocuklar yetişkin davranışlarını taklit ederek vücutlarına zarar veren oyunlar oynayabiliyor. Aileler bu konuda çocuklara hangi yöntemlerle yardımcı olabilir?

Çocuklarda 3-5 yaş arasında en yüksek noktasına ulaşan cinsel içerikli davranışlara rastlanmasını genel olarak normal kabul etmek mümkün, ancak, bu davranışların bir çoğunu bir arada ve yoğun biçimde gösteren çocuklarda durumu daha derinlemesine ele almak gerekir. Ailenin bir zorlanma döneminde olduğu, çocukların yetişkin cinsel yaşamıyla karşılaştıkları ve evdeki denetimin zayıfladığı durumlarda bu tür aşırılıkları görmekteyiz. Ailenin toparlanmasına yardım etmek, gereken destek sistemlerini devreye sokmak ve çocuğun uygun olmayan uyaranlardan hemen korunmasını sağlamak ilk görevlerimizdendir.

Değişik medya kanallarında riskli cinsel davranışlar ile karşılaşan çocukların neyi seyrettiğini denetleme sorumluluğunun anne-babada olduğunu akılda tutmalıyız. Cinsel içerikli “bilgisayar oyunları”nın beyindeki cinsel dürtü sistemlerini canlandırdığı ve aşırı uyandırdığını gösteren yayınları gözönüne alırsak, cinsel düşünce ve eylemlere yaşlarıyla bağdaşmayan düzeyde ilgi duyan çocukların korunmaları gereken bu kaynaklardan uzaklaştırılmaları klinik bir gereklilik olmakta.

3. Her ebeveyn çocuğunun iyi bir insan olmasını ister. Davranım bozukluğu olan çocukların kötü davranışları terk edebilmeleri mümkün müdür? Ne gibi yöntemler bu çocuklara fayda sağlar?

Çocuğunuz için günlük bir program yapın. Çocuğunuzun uyandığı, yemek yediği,yıkandığı, okula gitmek için evden çıktığı ve yattığı saatlerin her gün belirli ve aynı olmasını sağlayın.Çocuğunuzu kalabalık alışveriş merkezleri gibi çok fazla uyarının bulunduğu ortamlardan mümkün olduğunca uzak tutmaya çalışın. Düzenli ve öngörülebilir bir hayat, sosyal kurallara uyumun özendirildiği ve desteklendiği koşullar davranım problemlerini sınırlayacaktır.

Dürtüselçocuklar büyüklerinin dikkatini ancak yanlış bir şey yaptıklarında çekerler.Çocuğunuzu güzel sözlerle, kucaklayarak ödüllendirmeniz, olumlu davranışları için küçük armağanlar vermeniz çok önemlidir.Anne-baba, aile bireyleri ve arkadaşlardan gelen bu tür olumlu destek ve sevgi çocuğunuzun kendini iyi hissetmesini sağlayacaktır. Büyükler sınır zorlayan çocukların davranışlarına çok zaman sinirlenir ve fiziksel cezalara dahi başvurabilirler. Dayaktan kaçınılmalıdır. Bunların yerine daha etkili disiplin teknikleri uygulayabilirsiniz. Örneğin, çocuğunuzun sınır zorlayıcı davranışları sizi fazlaca rahatsız ederse, ona o ana için sırtınızı dönerek davranışına karşı kayıtsız kalın.Çocuğunuzun çok fazla heyecanlı veya hareketli olduğu anlarda başka bir aktiviteyle dikkatini dağıtmaya çalışın.Çoğunuzun çevresine yönelik tekmeleme,ısırma vs. gibi davranışlarına müdahale ederek engel olmanız gerekebilir.Onu sakinleşene kadar bir süre yalnız başına bırakmanız fikri cezalandırmadan çok daha iyi ve etkili bir yöntemdir. Davranışlarını çocuğunuzla sakin olduğu anlarda tartışın ve onun bu davranışlarının sonuçlarını anlamasını sağlayın.

Çocuğunuzun öğretmeniyle işbirliği yapın. Öğretmen çocuğunuzun içinde bulunduğu zor durumu anladığında çocuğunuzun başarılı olması için daha fazla yardımcı olacaktır. Bu çocukların bir diğer özelliği de çabucak sıkılmaları ve verilen işleri tamamlamak için sürekli motivasyona ihtiyaç duymalarıdır.

Davranım bozukluğu DEHB ile beraber olduğunda erken tedaviyle çocuğun geleceği için cesaret verici sonuçlara ulaşılmaktadır.Hiperaktivite etkilerinden tam anlamıyla “kurtulamayacak” olsalar bile bu gün sorun yaratan sınır aşıcı ve sosyal kurallara aykırı davranışlarını kontrol edebilmeleri gelecekteki yollarını değiştirir.

Psk. Seda Nur Bilici

© 2014 Bahar Psikoloji Danışmanlık, Eğitim ve Yayıncılık A.Ş.