MAKALELER

Psikiyatr Prof. Dr. Kerem Doksat ile Sınav Kaygısını Konuştuk

Psikiyatr Prof. Dr. Kerem Doksat ile Sınav Kaygısını Konuştuk

“Sınav kaygısından terapiler ile kurtulmak mümkün.”

Gençlerin çoğu sınav kaygısı sebebiyle ciddi problemler yaşıyor. Bu konuda etkili yöntemler üzerine Psikiyatr Prof. Dr. Kerem Doksat ile konuştuk.

Prof. Dr. Kerem Doksat, Çukurova Tıp Fakültesi’ni bitirdikten sonra Çanakkale Biga’da mecburî hizmetini yaptı. İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı’nda uzmanlık eğitimini tamamladı. Diyarbakır’da askerliği müteâkip, Cerrahpaşa’ya döndü. 1993 yılında doçent, 1999 yılında profesör oldu. Meslekî olarak yayınlanmış iki telif kitabı, beş kitapta bölüm yazarlığı, yurt içi ve dışında yayınlanmış 60’ın üstünde makalesi mevcuttur. İÜ Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Türkçe ve İngilizce bölümlerinde ders vermektedir. İÜ Adlî Tıp Enstitüsü’nde 3 sene, Marmara Üniversitesi İngilizce Diş Hekimliği Fakültesi’nde 7 sene hocalık yapmıştır. Kliniğinin resmî yayın organı olan Yeni Symposium dergisinin editörü, dört bilimsel derginin de ko-editörü olup, 10 küsur derginin de danışma kurulundadır. Yurt içi ve dışındaki muhtelif bilimsel platformlarda yüzün üzerinde konferans vermiş, panel ve kurs eğitimlerine katılmıştır. Türk(iye) Psikiyatri Derneği, Ağrı Derneği başta olmak üzere pek çok meslekî derneğe üyedir. American Psychiatric Association ve ASCAP üyesidir. Kliniğinin Duygudurum Bozuklukları Birimi’nin kurucusu ve yöneticisidir. Bilimsel çalışmaları klinik psikiyatri, biyolojik psikiyatri, psikofarmakoloji, duygudurum bozuklukları, hipnoterapi, “psikiyatri ve inanç sistemleri”, “dil ve psikiyatri” konularında odaklanmıştır. “Ağrı ve psikiyatri” konusunda Türkiye’de kurucu rolü olmuştur; Evrimsel Psikiyatri’yi de ilk defa Türkiye’ye tanıtan bilim adamıdır.

SADECE PSİKOLOJİ: Sınav kaygısının yüksek oluşunu ne gibi sebeplere bağlayabiliriz?

PROF. DR. KEREM DOKSAT: Burada genetik faktörlerin önemli rolü var. Bazı insanlarda genetik olarak sınav kaygısı fazla. Bazı insanlarda bireysel olarak sınav kaygılar çok yüksek. Burada önemli olan kişinin sınava karşı tavrıdır. Sınavlarda heyecan katsayısı çok önemlidir.

SADECE PSİKOLOJİ: Sınav kaygısını yükselten psikiyatrik durumlardan bahsedebilir miyiz?

PROF. DR. KEREM DOKSAT: Tabi. Mesela bir şizofreni hastasının yoğun aleksitimi ve yoğun ambivalansı yüzünden sınavda kaygısını bile fark etmeyeceği için başarılı olması pek beklenmeyecektir. Bir panik bozukluğu hastasının zaten panik yüzünden sınavda başarılı olabilmesi pek beklenmeyecektir. Yaygın anksiyete bozukluğu hastasının zaten çok yoğun kaygısı yüzünden sınavda eğer önceden Flouksetin veya kısa etkili Benzodiazepin almamışsa çok başarılı olması beklenmeyecektir. Sağlıklı insan nedir sorusunun değişik tanımları vardır. Bunun tanımını en iyi Sigmud Freud yapmıştır; çalışabilen üretebilen insan sağlıklıdır, demiştir. Her ne kadar ben psikanalize karşıysam da, tedavi olarak işe yaramadığı için karşıyım, yoksa Freud’un çok faydaları olmuştur. Sağlıklı insanlar gevşeme teknikleriyle, progresif relaksasyon teknikleriyle, hipnotik telkin ve çeşitli ilaçlarla sınavlarda çok başarılı olabiliyorlar.

SADECE PSİKOLOJİ: Sınav kaygısı olan bireylerle ne gibi yöntemlerle çalışıyorsunuz?

PROF. DR. KEREM DOKSAT: Biz sınav kaygılarında bazı ilaçlar da kullanıyoruz. Nöradrenalin seviyesini azaltan ilaçlar fluoksetin gibi prozac gibi uzun vadeli etki yapıp kişinin hem depresyonunu hem kaygısını azaltan ilaçlar; hipnoz ve EMDR gibi psikoterapi teknikleri kullanılıyor. Ben EMDR bilmiyorum fakat hipnotik telkin altında EMDR kullanılabiliyor. Hipnoz bu tarz vakalarda çok etkili bir yöntemdir. Fakat hipnotizabilite ölçeklerine bakmak lazım. Hipnoz herkese yapılabilen bir şey değil. Ama eğer hipnotizabilite ölçeklerine bakılırsa %75 oranında bireyin telkine yatkınlık olduğu görülüyor. Hipnoza yatkın kişilerde hipnoz çok etkili olabilir. Aynı şekilde bir takım başka psikoterapi yöntemleri işe yarıyor. Bilişsel davranışçı psikoterapi yöntemi işe yarıyor. Özellikle bunlardam flooding/implotion teknikleri dediğimiz kişinin sınava bir anda girmişçesine olup sınavla baş başa kaldığı maruziyet de işe yarayabiliyor. Ki ben bunu çok rahat uygulayabiliyorum. Eşim Neslim Hanım da uygulayabiliyor. Sonuç olarak sınavlarda kaygı düzeyini düşürmek konusunda pek çok terapi uygulayabiliyoruz.

SADECE PSİKOLOJİ: Sınav kaygısını tetikleyen bir diğer önemli faktör de çevresel şartlar. Ailelere bu konuda neler önerirsiniz?

PROF. DR. KEREM DOKSAT: İki kavram var burada; biri tavuk anneler biri de yansıyan öfke. Bazen aileler çocuklarının üzerine o kadar düşüyorlar ki çocukların kendi kişiliklerini kazanmalarına izin vermiyorlar ve tavuk gibi davranıyorlar. O yüzden de bu çocuklar 30 yaşına gelseler de çocuk gibi kalıyorlar ve tavuk annelerin çocukları tavuk kalıyor. Bu tip annelere biz terapi yapıyoruz. Ve annelerin çocuklarının kişiliklerinin gelişmesine imkan vermesini sağlıyoruz. İkincisi sağlıklı yetişkinlerin kendi öz potansiyellerini ortaya çıkarıp, meditasyon teknikleri ve benzeri tekniklerle başarılı olmalarını sağlıyoruz. Çifte açmaz dediğimiz bir kavram da var ailelerde. Çocuklara sen 100 alacaksın diyorlar. Ya 100 alamazsa 90 alırsa ne olacak. Ulaşılamayacak hedefler koymamak lazım. Bunun yerine, merak etme iyi bir not alacaksın, dediğimiz takdirde çifte açmaz vermemiş oluruz. Bu sayede sınava girenler daha başarılı olacaklar. Çifte açmazdan kurtularak onların hayata daha fazla sosyal adaptasyonlarını kurmuş olacağız.

Psk. Seda Nur Bilici

© 2014 Bahar Psikoloji Danışmanlık, Eğitim ve Yayıncılık A.Ş.