MAKALELER

Sınav Kaygısıyla Baş Edebilme Üzerine Psikiyatr Ceyhun Caferov İle Konuştuk

Sınav Kaygısıyla Baş Edebilme Üzerine Psikiyatr Ceyhun Caferov İle Konuştuk

Sınav kaygısı günümüz gençlerini en çok etkileyen problemlerden birisi. Yıllardır çocuk psikiyatrisi alanında çalışan Ceyhun Caferov sınav kaygısı ile ilgili merak edilenleri cevapladı.

Ceyhun Caferov, 2008’de, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldu. Uzmanlığını 2013 yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları alanında yaptı.Fatih Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nde Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Öğretim Görevlisi olarak çalıştı. 2013’ten beri Ersoy Hastanesi’nde çalışmaktadır.

SADECE PSİKOLOJİ: Sınav kaygısının belirtileri nelerdir?

CEYHUN CAFEROV: Neyin sınav kaygısı olduğunu iyi belirlememiz lazım. Sınav kaygısının belirtilerinden bir tanesi sınav yaklaştıkça oluşan fiziksel değişimler. Terleme, çarpıntı, huzursuzluk, halsizlik durumu gibi fiziksel belirtiler. Bunun yanı sıra yine süreç içerisinde sınavla ilgili olumsuz düşünceler de kaygı belirtisidir. Bir de sınav öncesinde böyle bir kaygı yaşanınca bu demoralizasyona yol açıyor. Çocuklar ben yapamayacağım diye düşününce hazırlıkları da sıkı tutmuyor. İsteksizlik oluyor. Sınav esnasında unutkanlıklar olabiliyor. Karıştırabiliyorlar. Sonucu buluyor ama cevap kâğıdında kaydırabiliyor. Seslere aşırı duyarlılık olabiliyor. Panik yaşama durumu olabiliyor. Ölüyormuş gibi bir his oluşabiliyor. O esnada kendini telkin edebilir. Bir poşete nefes alıp verebilir. Böylece karbondioksit oranını arttırarak kaygı düşürülebiliyor. Çocukların kendileriyle ilgili yapabilecekleri şeylerden biri de olumlu düşüncelerdir. O anda heyecanı bastırmak için nefes egzersizleri yapabilir. Gözlerini kapatıp kendilerini güzel bir yerde hayal edebilirler. Biz bu teknikleri terapilerde de öneriyoruz ve olumlu etkisi oluyor çoğu zaman.

SADECE PSİKOLOJİ: Sınav kaygısının oluşumunu ne gibi sebeplere bağlayabiliriz?

CEYHUN CAFEROV: Bu genetik bir yatkınlık söz konusudur her şeyden önce. Nesillerce aktarılan genetik materyallerimiz bunları belirler. İkinci bir durum çevresel faktörlerdir. Eğitim aldığımız okuldan tutunda ailemizin tutumları, arkadaş ilişkileri, öğretmen faktörü, ülke ile ilgili şartlar, sınava verilen önemin fazla olması, eğitim sisteminin sınav ağırlıklı olması gibi durumlar gençleri kaygılı olup olmamasını belirler.

Sınav kaygısı da kaygı bozukluklarından biridir. Performans anksiyetesi olarak geçer literatürde. Bu durum herkeste aynı şekilde olmaz. Şiddeti, sürekliliği değişir bir sınavda kaygı yaşayan çocuk bir sonrakinde yaşamayabilir. Değişkenlik gözlenebilir. Hem genetik faktörler hem yaşam olayları önemli rol oynuyor kaygıda.

SADECE PSİKOLOJİ: Sınav kaygısı ile ilişkilendirilebilecek psikiyatrik problemler nelerdir?

CEYHUN CAFEROV: Sınav kaygısı tek başına görülmez genelde. Kaygı bozukluğunun bir parçasıdır. Kişilik yapısının evhamlı olmasıyla ilgili bir durum olabilir. Kişinin sınava bakış açısı negatif olabilir. Karamsar, depresif insanlarda kaygı oluşabilir. Yapamama korkusu oluşur. Mükemmeliyetçi yapıda olan OKB bireylerde hata yapma endişesi olabiliyor. Aldığı puanlar çok kötü değildir ama mükemmeliyetçi yapısından dolayı en ufak hatayı bile çok büyütebiliyorlar. Dolayısıyla bakış açılarını, ruh hallerini etkileyebiliyor. Bir de tabi şu var. Sınavla ilgili başarı kazanmak için en önemli şey çalışmaktır. Bunla ilgili bir problemi olan bireyler mesela dikkat problemi olan, öğrenme güçlüğü olan çocuklarda da yoğunlaşıp çalışamadıkları için, öğrenemedikleri için, önceden çok hazırlanamadıkları için,farkındalığı olan çocuklardan bahsediyorum tabi, bir kaygı oluşabiliyor. Bu da bir etken olabilir. O yüzden sınav kaygısı olan çocukların birçoğunda sınav kaygısı olabiliyor. Odaklanamadıkları çalışamadıkları için bunla ilgili bir dezavantajda olduklarını düşünüyorlar ki gerçekten böyle. Ondan dolayı da sınavda yapamayacağı düşüncesi olur bu da sınav kaygısını tetikler. Bunun dışında sınav kaygısı değil ama onlardan istenen performanslar için olumsuz etkilenebilecek depresif çocuklar var. Mutsuz oldukları zaman kendine güven oluşmaz. Mutsuz olan çocuğun bir şeyi hedefleme durumu söz konusu olmaz. Günlük faaliyetlerini bile yapamıyorlar bazen. Ruhsal durum da çocuklarda dolaylı olarak sınav kaygısı oluşturabiliyor.

SADECE PSİKOLOJİ: Sınav kaygısı nasıl yönetilebilir?

CEYHUN CAFEROV: Birçok etkenden bahsettiğimiz için tek bir çözüm de yoktur aslında. Kişiye özel çözümler getirmek lazım. Her çocuğun sınav kaygısının temelindeki neden farklıdır. Farklı çözümlerden en önemlisi şudur; etrafındakilerin verdiği mesajın doğru olması gerekir. Eğer etrafındakiler pireyi deve yaparsa o çocuk da deve olduğunu düşünür ve bu durum çocuğu korkutur. İkinci bir durum ise çocuğun olumlu düşünmesini sağlamaktır. Çocuğun eksiklikleri vardır ama birçok konuda bir şeyler yapabiliyordur. Eksik olan noktayı görüp demoralize olduğu zaman eksiklerinin telafi edileceğini görmesi gerekir. Olumlu mesajlar vererek çocuğun motivasyonunu arttırmak lazım.

Sınav kaygısını oluşturan diğer etmenlerden biri hazırlık demiştik. Eğer bununla ilgili bir sorun varsa, çalışamıyorsa odaklanamıyorsa araç gereçleri eksikse bunları telafi ederek kaygı azaltılabilir. Aile tutumlarının olumlu olmasının yanında bazen iyi niyetli de olsa sınav ile ilgili çok konuşmak, iyi niyetli uyarmalar çocukta kaygı oluşturabiliyor. Eğer bu konuda kendi çabalarımızla bir çözüm üretemiyorsak bir uzmana başvurmakta fayda var. Çok şiddetli durumlarda terapilerle, ilaçlarla yardım edilebiliyor. Burada önemli nokta bazen sınav kaygısı gizli olabiliyor. Ailenin ve öğretmenlerin burada en önemli görevi bu çocuğun sınavla ilgili düşüncesini bakış açısını anlamaktır. Bunlar çocuğun neden sınav kaygısı yaşadığı ile ilgili önemli bir bilgi verir. Önemli sınavların öncesinde çocuk ile bir mülakat yapmak iyi olur.

SADECE PSİKOLOJİ: Ailelerin bu tutumları çocukları nasıl etkilemektedir? Aileler neler yapabilir?

CEYHUN CAFEROV: En başta genetik özelliklerden bahsetmiştik. Genellikle sınav kaygısı yaşayan çocukların ailelerinde de bir kaygı sorunu var. Hem genetik aktarımlar hem de tutum ve davranışlar çocuğun kaygısını arttırabiliyor. Anne ve babanın kaygılarıyla baş etmeleri gerekiyor. Bunu yanı sıra, bizim kültürel olarak çocukları aşırı koruma eğilimimiz var. Çocukların bireyselleşmesine izin vermiyoruz. Yemeğini yedirmekten, bağcıklarını bağlamaya kadar biz müdahil oluyoruz ve çocuk sorumluluğunu bilmiyor. Eğer kendine güvenen çocuk yetiştirmek istiyorsak çok müdahil olmamamız lazım. Sorumluluklarını bilmeyen çocuklara sabahtan akşama kadar çalış demekle olmuyor Çocuğa iki üç yaşından itibaren sorumluluk vermek gerekir. Zamanında gelişemeyen çocukların ileride çok daha zor sorumluluk alıyor.

Sınav kaygısını tetikleyen en büyük etkenlerden biri de çalışamamak. Aileler bu konuda örnek olmalı. En azından birçoğu okuma yazma biliyor. Onların kitap ile haşır neşir olmaları, kitap, dergi gazete okuması önemli. Kendileri televizyonun başında oturarak çocuğa kitap oku demeleri çok etkili olmuyor. Bu sebeple iyi örnek olmak gerekir. Bilgi edinme açısından ailelerin hevesli olması çocuğu da olumlu etkileyecektir.

Yine söylememiz gereken bir nokta daha, sınav sonucunun çocuğun hayatını olumlu veya olumsuz etkilemesiyle alakalı bazen mesajlar verilebiliyor. Bu sınavda yapamazsan hayatın biter gibi mesajlar veriliyor. Hayatta başımıza ne geleceğini bilemeyiz. Yalnızca akademik becerilerle insanlar mutlu olmuyorlar. Herkesin akademik alanda ilerlemesi gerekir gibi bir durum söz konusu değil. Bireylerim ilgi alanları yetenekler farklı olabilir. Eğer bir yarış varsa herkesin eşit şartlarda olması gerekir. IQ puanı 70 olan ile 90 olanın aynı sonuç göstermesi beklenmemeli. Kişiye özgü tedavilerden bahsettiğimiz gibi kişiye özgü eğitim sisteminden de bahsetmemiz gerekiyor. Herkes aynı kulvarda yarışıyor ve çocuklar kendilerini yetersiz hissederek başarısız oluyor.

Psk. Seda Nur Bilici

© 2014 Bahar Psikoloji Danışmanlık, Eğitim ve Yayıncılık A.Ş.