MAKALELER

Takıntı Hastalığı (Obsesyon)

Takıntı Hastalığı (Obsesyon)

Çevremizde gördüğümüz, sürekli elini yıkayan, banyodan saatlerce çıkamayan insanlar çok mu titizdir, yoksa hasta mıdır? Fişleri, prizleri sürekli kontrol eden, hatta emin olamayıp, tekrar tekrar kontrol eden, bu yüzden de işine geç kalan insanlar çok mu kontrollüdür, yoksa ruhsal bir rahatsızlıkları mı vardır? Obsesif-kompülsif bozukluk, yani takıntı hastalığı, oldukça sık görülen bir rahatsızlıktır. Kadınlarda daha sık rastlanıyor gibi dursa da, aslında görülme oranı her iki cinste de yaklaşık olarak aynıdır.

Takıntılı kişilikle, takıntı hastalığını ayırt etmek gerekiyor. Temizlik konusunda takıntılı kişilik sahibi olan biri titizdir, evini çok temiz tutmak için uğraşır, ama takıntı hastalığındaki kişi banyodan iki saatten önce çıkamaz, ellerini en az yüz kere yıkar, hatta bu yüzden ellerinin derisi yıpranır. Saatlerce lavabonun başında ellerinin yeterince temizlenmediğini düşünüp, sürekli yıkar. Elini musluğa dokunduğu için tekrar tekrar yıkar. Bu süreç insanın hayat kalitesini de düşürür. Takıntıları yüzünden kendi görev ve sorumluluklarını yapmakta iki kat zorlanır. Daha fazla enerji sarf eder. Birçok takıntı çeşidinden bahsetmek mümkündür. Meselâ; şüphe ve kontrol takıntılarında kişi sürekli olarak yapıp, yapmadığını kontrol etmekten kendini alıkoyamaz. Ütüyü prizden çektim mi, musluğu kapattım mı diye düşünmekten ve gidip bakmaktan başka bir şey yapamaz olur. Diğer bir takıntı çeşidi de sayma takıntılarıdır. Kişi her şeyi sayar, evleri, arabaları, araba plâkalarını, masanın köşelerini, gömlek düğmelerini ve daha birçok şeyi. Bunu yapmadığı zaman, içinde huzursuzluk yaşar, sanki kötü bir şeyler olacakmış gibi hisseder.

Pislik ve hastalık bulaşma takıntıları, birine zarar vereceğinden, saldıracağından korkma takıntıları da verebileceğimiz diğer örnekler arasındadır. Kişi kontrolünü kaybedip bunları yapacağından korkar. Kişi takıntılı düşünceden kurtulabilmek için, belli davranışları ritüel olarak tekrarlar. Yeterince iyi olmadığını düşünüp tekrar tekrar aynı davranışları yapmaya devam eder. Meselâ, kendini kirli hissetme takıntılı düşüncesinden kurtulabilmek için, sürekli ellerini yıkar ya da saatlerce (3-5 saat) banyo yapar. Ama yeterince olmadığını düşünüp bu davranışları yineler. Bu durum kişiyi oldukça yorar ve enerjisini alır. Kendi sorumluluklarını yapacak gücü kendinde bulamaz. Bu ritüelli davranışları yapmaktan okula veya işe gidecek zamanı ve enerjiyi de kendinde bulamaz.

Takıntı hastası olanların kişilik yapıları da belirgindir. Çok dürüsttürler, verdikleri sözü mutlaka tutmaya çalışırlar. Hayatları siyah ve beyazdan ibarettir, grilere yer yoktur. Bir şey ya doğrudur ya da yanlıştır. Olayların belli noktalarına takıldıkları için, çoğunlukla bütünü kaçırırlar. Olaylara duygusal yönden bakamazlar. İnsanların başına gelen olaylarda kendi kabahatlerinin olduğunu düşünürler. Meselâ; bir trafik kazası için, acımak, üzülmek yerine, dikkat etseydi olmazdı diye yorumlar ve olayları duygudan arınmış bir mantıkla değerlendirirler. Takıntı hastalığının günümüzde tedavisi mümkündür. Diğer tıbbî rahatsızlıklarımız için nasıl doktora gidiyorsak, psikolojik sorunlarımız için de mutlaka profesyonel yardım almalıyız. Hastalığın kişinin hayat kalitesini düşürdüğü durumlarda, ilâç tedavisiyle birlikte terapi alınması daha kısa sürede sonuç alınmasına sebep olacaktır.

Psk. Banu Yaşar

© 2014 Bahar Psikoloji Danışmanlık, Eğitim ve Yayıncılık A.Ş.