MAKALELER

Takıntılarla Başa Çıkma

Takıntılarla Başa Çıkma

Obsesif Kompulsif Bozukluk (OKB) halk arasında takıntı diye ifade edilen bir ruhsal bozukluktur. Obsesyon, istenmeyen bir şekilde ortaya çıkan, kişide anlamlı derecede kaygı ve sıkıntı oluşturan, yineleyici ve kalıcılık gösteren düşünceler, istekler ,hayaller ve imgelerdir. Kompulsiyon ise kişinin, obsesyona karşı yapmak zorunda hissettiği yineleyici davranışlar ya da zihinsel faaliyetlerdir. Örneğin; ütünün fişini çekip çekmediğini sürekli olarak düşünme kontrol obsesyonu iken, tekrar tekrar fişi kontrol etmek kompulsif bir davranıştır.

Kompulsiyon anksiyeteyi ve sıkıntıyı azaltma stratejisidir. Kompulsiyonlar kısa vadede anksiyeteyi azaltırlar ve bu nedenle de yerleşirler. Ancak uzun vadede obsesyonların devam etmesine neden olurlar.

Görülme Sıklığı

Obsesif Kompülsif Bozukluk toplumun yüzde 2-3 ünde görülmektedir. Okb’nin başlama yaşı genellikle 18-24 yaş aralığındadır. Kadınlarda ve erkeklerde eşit oranda görülmektedir. Ancak erkeklerde kadınlara oranla daha erken yaşta başlamaktadır.

Nedenleri

Biyolojik etkenler, psikososyal etkenler, toplumsal ve kültürel etkenler, çevresel faktörler ve psikodinamik etkenler OKB ‘nin ortaya çıkmasındaki sebepler olarak söylenebilir.

Tedavi

Tedaviye başlama ortalama 2-7 yıl gecikmeli olmaktadır. Obsesif Kompulsif Bozukluk müdahale edilmediği takdirde artma ve azalmalarla seyreden ve kendiliğinden düzelmenin nadir olduğu bir hastalıktır. Bu nedenle mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir. Bilişsel Davranışçı Terapiler ve ilaç tedavileri etkinliği kanıtlanmış tedavilerdir.

Peki her takıntı bir hastalık mıdır?

Elbette hepimizde bazı takıntılar mevcuttur. Ancak her takıntısı olan kişiye Obsesif Kompulsif Bozukluk tanısı konmamaktadır. OKB tanısı almış kişiler ile almamış kişiler arasında bazı farklılıklar vardır. OKB tanısı alan kişiler, zihinlerine gelen düşünceleri anlamlı, zarar veren, tehlikeye işaret eden düşünceler olarak görmekte olup bu düşünceleri kontrol etmek zorunda hissederler. Bu nedenle de bu düşünceleri zihinlerinden uzaklaştırmada zorlanırlar. Bunun sonucu olarak da bu düşünceler daha sık, daha uzun süreli, daha çok inanılan, daha sıkıntı verici, daha ısrarlı ve yapışkan olmaktadır. Sonuç olarak herkesteaynı düşünce ancak farklı yorum olması hastalığın ortaya çıkıp çıkmamasında belirleyici rol oynamaktadır.

Psikoterapide;

Eken çocukluk yaşantıları, psikodinamik süreçler, sosyokültürel etkenler, kişilik, bilişsel faktörler, duygu, düşünce ve davranış üzerine çalışılmaktadır. Ayrıca obsesyon sonucu ortaya çıkan kompulsif eylemler, kaçınma davranışları, güvenlik sağlayıcı davranışlar ele alınır ve maruz bırakma tekniği uygulanır.

İYİLEŞMEK İÇİN;

İyileşmek için bazı riskler alıyor olacaksınız. Örneğin araba kullanırken birine zarar verme ile ilgili obsesyonu olan bir kişinin, sürekli aynı yerlerden geçerek birine zarar verip vermediğini kontrol ettiğini düşünelim. Bu durumda tedavide kişiye rutin kontrollerini yapmadan yola devam etmesi önerilecektir. Ya da toplulukta, cinsel bir eylemde bulunmaktan korkan ve bu nedenle sosyal ortamdan izole olan bir kişiye kalabalık ortamlara girmesi söylenecektir.

Obsesyonu olan kişiler için yukarıda bahsettiğim müdahaleler, kişiye ilk başta büyük bir risk gibi gelebilir. Ben bu riski almak istemeyen danışanlarıma şunu söylüyorum; şimdiye kadar seni rahatsız eden düşüncelerinin peşinden gittin, düşüncelerini kontrol etmeye, belirli kılmaya çalıştın, belli durumlardan kaçındın ve bunların hepsi takıntılarının artmasına neden oldu. Demek ki yanlış bir strateji izliyorsun.

Eğer obsesyonlarınız ve kompulsiyonlarınız için bir şey yapmazsanız size 6 ay sonrasında bu takıntılarınızın şimdikiyle büyük oranda aynı olacağını söyleyebilirim. Ancak terapistinizle birlikte tedavideki basamakları uygularsanız çok küçük ölçüde risk alıp büyük ölçüde obsesyonlarınızın ve kompulsiyonlarınızın gerilediğini ve iyileştiğinizi göreceksiniz.

RİSK OLMADAN DEĞİŞİM OLMAZ…

Psk. Handan Erdoğan

© 2014 Bahar Psikoloji Danışmanlık, Eğitim ve Yayıncılık A.Ş.