MAKALELER

Takıntıya Takılmayın

Takıntıya Takılmayın

Siz de trafikte plakaları saymadan duramıyorsanız, yoldaki çizgilere basmadan yürümeye çalışıyorsanız, dönüp dönüp ütüyü fişten çektim mi? acaba diye kontrol ediyorsanız, ellerinizin temiz olduğuna emin olamayıp sürekli ellerinizi yıkıyorsanız “takıntı hastalığı”na yakalanmışsınız demektir.

 

Tıp dilinde obsesif kompülsif bozukluk olarak geçer, ama halk arasında “takıntı hastalığı” diye tabir edilir.

Takıntılar nasıl kendini gösterir?

  • Zihninizden geçen kelimeler, kuşku da içerirler, örneğin: “ya…ise?”, “….yaptım mı?”, “…mıydı?”  ile biten sorular aklınızdan geçer.
  • Zihinsel görüntüler, zihninizde aniden beliren bir resim gibidir. Gelir ve gitmek bilmez.
  • Dürtüler, ya da bir şeyi yapmak için ani şiddetli arzudur. Örneğin birisine içinizden kötü sözler söyleme isteği gibi… (Clark ve Purdon, 2005).

 

Peki nasıl oluyor da, takıntı sahibi oluyoruz?

Öncelikle şunu belirtmeliyim, herkes zaman zaman takıntılı düşüncelere sahip olur, bir başkasına söyleyemeceği düşünceler aklından geçebilir. Ancak takıntı hastalığı olan bir kişi bu düşüncelerin zihninden gelip geçmesine izin vermez, bu düşüncelere takılır durur. Örneğin, işe giderken hazırlanmak için eşarbını ütüleyen bir bayan, evden çıktığında kendisine “ütüyü fişten çekmiş miydim acaba?” diye sorabilir. Sonrasında işlerine geri döner ve ütüyü zihninde değil evde bırakır. Ancak obsesif kompulsif bozukluğu ya da takıntı hastalığı olan bir birey “ütüyü fişten çekmiş miydim acaba?” diye kendisine sorar sormaz, iç huzursuzluğu başlar. Daha önceden de fişte unuttuğunu hatırlar, evin yandığını hayal eder ve sonunda dayanamayıp ya eve geri döner ya da eşini arar. Eşini arasa da rahat edemez, tekrar tekrar kontrol eder ve içinde duyduğu huzursuzluk sebebiyle işlerini yapamaz hale gelir. Hatta artık sabahları prizde fişi unutup unutmadığından emin olmak için prizin resmini çekerek işe gider ve gün içinde bu aklına geldiğinde o resme bakarak kendisini rahatlatabilir.

İşlevsel Olmayan Rahatlama Yöntemleri

Rahatlamak demişken… diyelim ki takıntılı düşünce aklımıza geldi… Ütüyü fişten çektim mi, çekmedim mi? diye kendimize belki 100 kez sorduk. Sonunda ben galiba çıldırıyorum diyerek düşünceyi bastırmaya çalışırız.

“Kırmızı bir tavşanı asla aklına getirme!”

Cümlesini okur okumaz aklınızda tavşan canlanmasına mani olamadınız değil mi? işte takıntılı düşünceler de böyledir. Siz gelme dedikçe onlar gelir durur…

Peki düşünceleri bastırmak dışında başka neler yaparız?

Ütüyü fişten çektim mi çekmedim mi? düşüncesi aklımıza gelir gelmez aklımıza güzel bir kıyafet getirerek bu düşünceden kurtuluyor olabiliriz. Buna da düşünceyi nötrleştirme denir ki bu da yanlıştır.

Ya da  ütüyü fişten çekip çekmediğimizden emin olmak için prizin fotoğrafını çekme davranışını geliştirebiliriz ki buna zorlantı/kompülsiyon denir. Bu davranış düşünceyi iki kat daha kronik hale getirerek kişinin günlük işlerini yapmasına zaman bırakmaz.

Son olarak ütüyü fişten çekip çekmediğimizden emin olmak için evden çıkmamayı, işe gitmemeyi tercih edebilirler. Bu durumda kişi kaçınma davranışı yapmış olur. Bir diğer ifadeyle takıntılı düşüncesi aklına gelmesin diye, o düşünceye sebep olan şeyin yanında durarak diğer davranışları yapmaktan kaçınır.

Kısacası takıntılar ve takıntılı düşünceler herkeste olabilir. Bu tür rahatsızlıklar aşırı sıkıntı, stres ve travma sonucu beyinde meydana gelen kimyasal bozulmalar, ya da ebeveynlerden öğrenilmiş davranış olarak ortaya çıkabilir.

Unutulmamalıdır ki TAKINTILAR en zayıf anınızda ortaya çıkar!

Bu yazımızda takıntılar nedir? sorusunu yanıtladık, takıntılardan kurtulmanın yolları bir sonraki yazımızda…

Takipte kalın,

Sevgiyle…

Psk. Ayşe Kaya Göktepe

© 2014 Bahar Psikoloji Danışmanlık, Eğitim ve Yayıncılık A.Ş.