MAKALELER

Tehlikenin farkında mısınız? “Manevi Taciz”e Dur De!

Tehlikenin farkında mısınız? “Manevi Taciz”e Dur De!

Fiziksel şiddet gibi gözle görülür hasarları olmadığı için pek çok kişinin farkında olmadan maruz kaldığı “manevî taciz”  hayatımızda ciddi bir konu olarak karşımıza çıkmaktadır. Bir konuyu fark etmek onunla başa çıkmanın ilk adımıdır, bu yüzden aramızda yaşayan “sapkın kişilikleri” fark etmemiz gerekiyor. Bu yazıda manevî tacizi, duygusal istismarın özelliklerini, istismar eden kişinin özelliklerini ve kurban psikolojisini tartışacağız.

Manevî şiddet; çiftler arası ilişkiler, aileler, iş hayatı ve eğitim gibi hayatın pek çok alanında karşımıza çıkmaktadır. Manevî taciz bir diğer ifadeyle duygusal istismar; ikili bir ilişkide asimetrik iletişim ile karakterize olan bir durumdur. Bu ilişkide bir sapkın kişi (istismar eden) bir de istismara maruz kalan  kişi (kurban) yer almaktadır. Kurbanın felç edilerek kişilik değişimine uğradığı, ağır duygusal travmalar ile sonuçlanan bu süreç saldırgan tarafından ustaca idare edilir.

Saldırgan kişinin özellikleri nelerdir?

Manevî taciz uygulayan kişiler genelde narsistik özellikleri olan kişilerdir. Bu kişiler yücelik hissi taşıyan, takdir/onaya gereğinden fazla değer veren ve buna ihtiyaç duyan, aşırı ben merkezci ve empati yoksunudur. Sorumluluk almaktan kaçınmak, kendisinin örnek kişilik olduğunu düşünen bir megaloman gibi davranmak ve suçluluk duymaksızın insanları kendi amaçları için kötüye kullanmak tipik özellikleridir. İnsanlara tepeden bakarak nasihat etmeyi çok severler ve daima soğuk ve sakin ses tonuyla bunu yaparlar. Tahkir edici ifadeleri soğuk ve sakin bir ses tonuyla söyleyerek kurbanın kafasını karıştırır ve kurbanın tepki vermesi önleyerek kurbanı felç eder.  Kurban kendisini suçlamak durumunda kalır çünkü karşı taraftan gelen hiç bir öfke ifadesi yoktur ve imalar gayet ustalıkla kurbanın kanını emer. Böyle kişiler var olabilmek için karşısındakini “yok etmek” zorundadır, aksi halde kendi yalnızlığının ve hiçliğinin dayanılmaz acısını yaşamak zorunda kalır.

Kurban kişinin özellikleri nelerdir?

Kurban kişiler sanılan aksine yetenekli, cıvıl cıvıl yaşam enerjisi olan, başarılı, mutlu ve mücadeleci kişilerdir. Boyun eğen ve uysal kişiler değildir. Saldırgan kendisinde var olmayan özellikleri kurbanda görür. Kendisi mutsuz, negatif, kötümser ve başarısız olduğu için bu kişiyi kurban olarak seçer. Kendisinde var olmayan özellikleri karşısındakini yok ederek kendisine kazandırır. Kurban saldırganın her şeyi bilen tavrından etkilenir ve merak duygusu saldırgan kişide olduğu gibi körelmediği için saldırganın ağına düşer. Kurban kişiler vicdanî hassasiyetleri yüksek olan kişilerdir ve bir şeyleri konuşarak çözebileceklerine inanırlar. Halbuki saldırgan kişiler iletişimden kaçınmak için sürekli olarak kurban kişiyi imalar yoluyla incitir, tahakküm kurmak için kurbana söz hakkı tanımaz. Dolayısıyla saldırgan bir kişiyle iletişim kurma isteği, saldırganın hakimiyet kurma isteğini pekiştirir ve kurbanın imalar karşısında sinirlenmesi ile şiddet perçinlenir. Bu şiddet ortamında çıkmaza giren kurban kendisini suçlayarak “daha iyi eş, daha iyi öğrenci, daha iyi çocuk, daha iyi ebeveyn” olmanın yollarını araştırır ve aslında kendisinden daha yeteneksiz olan saldırgana davetiye çıkarmış olur.

Manevî şiddet hangi adımlardan oluşur?

  • Nüfuz Kurma

Saldırgan kişiler resmî ve terimsel ifadelerle konuşmaları, kılık kıyafetlerine aşırı özen göstermeleri ve her şeyi bilen emin tavırları sayesinde girdikleri ortamda  hemen fark edilir. Ancak saldırgan grubun içindeki “en yetenekli kişiyi” kurban olarak seçer, zirâ sessiz, sakin kişilerin onun için bir önemi yoktur ve zaten bu kişiler üzerinde hâkimiyet kurulduğunda ona bir şey katmayacak “kolay lokma”dır. Gruptaki en parlak ve yaşam enerjisi dolu olan kişiyi seçer ve terimsel ifadeler kullanarak sözüm ona(!) bilge kişiliği ile kurbanı etkisi altına alır. Bu evrede saldırgan geçmiş yaşantılarındaki eksiklikler sebebiyle yitirdiklerini kurban kişide bulduğu için tedirgindir ve sessiz kalarak ustaca manevralarını yapar. Kurban ise saldırganın bilge kişiliğinin sorgulanamayacağını düşünerek onun bilgisine dayanmayı kolay bulur, zira saldırgan kurbanın durumlar karşısında kafasını karıştırma ve kararsız hale sokma konusunda muhteşemdir!

  • Sapkın İletişim

Saldırgan kurban ile doğrudan iletişimi reddeder bu sebeple her fırsatta kurbanı alaya alır ve insanların içinde küçük düşürür. Bir şey söylemeksizin kurbana gerginlik ve düşmanlık hisleri yaşatır, kazara kurban bu hisleri dillendirmeye kalkarsa, bunu inkar ederek kurbanı çelişkiye düşürür. Kurbanın çevresindekiler ile rekabet yaratarak çevresindeki insanlar ile birbirine düşürür  ve  “ben olmazsam sen bir hiçsin” mesajını imalarıyla, tahkir edici ifadelerini kurbanın zihnine ince ince işler. Sürekli olarak bu iletişime maruz kalan kurban kendisinin bir “hiç” olduğu fikrini benimsemeye başlar. Saldırganın bu hakaretleri iletişim kurma korkusunun aşırı telafisi olarak karşımıza çıkar.

  • Şiddeti uygulama, kurbanı köşeye sıkıştırma

Sürekli olarak emir alan, her yaptığı sorgulanan ve daima gülünç duruma düşen kurban kendisini suçlamaktan her şeyin yükünü taşımaktan yorgun hale gelir. Saldırgan ile konuşmaya karar verir çünkü her şeyin konuşularak düzeleceğine inanır, aksine karşısında “sen zaten ne anlarsın?, hala kendi eksikliklerinin farkına varamadın, git bir psikoloğa danış!” ifadesine benzer ifadelerle karşılaşır. Üstüne de bir sürü nasihat dinler. Kazara bu duruma karşı sinirlenirse -ki en insânî tepkidir- bu kez saldırgan “sen öfkeden çılgına dönmüş delinin tekisin” diye kurbanı etiketler. Saldırgan kurbanın kanını emmez belki ama kurbanda var olan bütün yetenekleri, merak duygusunu ve yaşam enerjisini alır, kurbanı adeta öldürür. Kurbanı yalnız kalmak konusunda korkuttuğu için kurban saldırganı terk etmeyi düşünmekten korkar. Saldırganı terk eden bir kurban gerçekten duygusal olarak tükenmiştir ve artık vereceği hiç bir şey kalmamıştır, ancak saldırgan onun beceriksizliklerini anlatmayı, öfkelendiğinde saldırganlaştığını anlatmayı bir marifet bilir ve kurban onu terk etse de onu mektuplar, mailler yoluyla taciz etmeye devam eder, çünkü saldırgan kurbanın manevi ölümü için uğraşmaktadır.

Manevi Şiddet, bireysel olarak ağır yaralara ve duygusal travmalara sebep olmaktadır. Toplumsal düzeyde kişiler arası iletişimi bozmakta ve değerlerin erozyonuna yol açmaktadır. Manevi şiddete bir kez uğrayan kişi diğer insanlara karşı da aşırı tedbirli olmakta ve iletişim kurmaktan kaçınmaktadır. Kişiler arası ilişkilerin zayıflaması ise bu saldırganların kolayca kurban bulmasına olanak yaratmaktadır. Bu yüzden manevî tacizin farkında olmanız ve bunu mümkün olduğu kadar çok insana öğretmeniz gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki; saldırganlar için en önemli silah, kararlı tavır almak, korkmamak ve onların duygusal saldırılarına prim vermemektir.

Psk. Ayşe Kaya Göktepe

© 2014 Bahar Psikoloji Danışmanlık, Eğitim ve Yayıncılık A.Ş.