MAKALELER

Uyku Terörü

Uyku Terörü

Uyku Terörü Nedir?

Uyku terörü uykunun ilk saatlerinde meydana gelen, ağlama ya da yüksek sesli çığlıkla başlayan ani korku ataklarıdır. Klinik olarak kişi çığlık atarak, korkarak ya da ani ve kendine zarar verici hareketler (fırlama, koşma, bir yere çarpma, yanındaki kişiye vurma gibi) yaparak kalkar. Kişi bu sırada dış dünyadaki her şeye yanıtsızdır. Uyandığında yönelim ve bellek sorunları gibi bilişsel bozulma belirtileri yaşayabilir. Korku hali belirgindir. Bu ruhsal belirtilere ilaveten çarpıntı, terleme, titreme, ciltte kızarıklık, göz bebeğinde büyüme gibi bedensel belirtiler de görülür. Genellikle yetişkinler ertesi gün gece yaşadıklarını hatırlayamazken, çocuklar korkularını belli belirsiz hatırlar. Genetik faktörlerin uyku teröründe önemli olduğu düşünülmektedir. Bir başka önemli sebep ise çocuğun kaliteli ve düzenli bir uyku alamayışı olabilir. Yeterince uykularını alamayan çocuklar bu ataklara yatkınlık geliştirir.

Atak sırasında anne babaların tutumu ne olmalı?

Anne babaların öncelikle sakin olmaları, bu durumun ciddi bir hastalığa yol açmayacağını bilmeleri, çocuğun ertesi gün atak sürecini hatırlamayacağını akıllarında tutarak nedeninin mutlaka psikolojik olduğunu düşünüp çocukta endişe yaratacak konuşma ve yaklaşımlarda bulunmaktan kaçınmaları gerekir. Uyku terörü sıklıkla çocukluk döneminde (5-7 yaşları arasında) görülmekte ve ergenlik döneminde kendiliğinden düzelmektedir.

Neler Yapılabilir?

Aileler, bunun geçici bir durum olduğunu bilmelidir. Ebeveyn, yumuşak bir ses tonuyla çocuğunuzu uykuya geri döndürmeye çalışabilir. Çocuğun uyuyabilmesi için stressiz bir ortam sağlamak önemlidir. Düzenli bir uyku programı ayarlamak ve ona sadık kalmak gerekir. Yemek ve uyku saatlerinin düzenli olmasına özen gösterilmelidir. Yatmadan önce bir kaç yudum ılık süt veya papatya çayı içirip huzurlu bir uyku sağlanabilir. Uykuya yatırırken çocuğa sarılmak, uyku öncesi sıcak bir duş aldırmak faydalı olabilir. Çocuğun yatak odası güvenliği sağlanmalı, atak sırasında çocuğun kendine zarar vermesi engellenecek şekilde tutulması gerekir. Düzelmeyen, 2-3 aydan uzun süre devam eden durumlarda ebeveynlerin mutlaka çocuk psikiyatri ya da çocuk noroloji uzmanına danışmaları önerilir.

Psk. Seda Nur Bilici

© 2014 Bahar Psikoloji Danışmanlık, Eğitim ve Yayıncılık A.Ş.